anadoluverumelimedya.com

Gümrük Birliği’ni askıya almalıyız

AB-Türkiye ilişkilerinin ticari ilişki olmanın ötesinde, siyasi, sosyal, demografik, kültürel ve askeri yönlerinin bulunması, ekonomimizin başta otomotiv olmak üzere birçok sanayi dallarında AB’ne yedek parça, ham madde, teknoloji, finansman bağımlılığının olması dikkate alındığında konunun çok yönlü değerlendirmelere ihtiyacı olduğu açıktır.

Reklam alanı

MİLLİ HÜKÜMET PROGRAMINI DERİNLEŞTİRİYORUZ – 6

Nurettin Ergün – Eski Gümrük ve Tekel Bakanlığı Başmüfettişi

AB-Türkiye ilişkilerinin ticari ilişki olmanın ötesinde, siyasi, sosyal, demografik, kültürel ve askeri yönlerinin bulunması, ekonomimizin başta otomotiv olmak üzere birçok sanayi dallarında AB’ne yedek parça, ham madde, teknoloji, finansman bağımlılığının olması dikkate alındığında konunun çok yönlü değerlendirmelere ihtiyacı olduğu açıktır. Konu bu raporda, ekonomik boyutuyla ve milli gümrük politikaları açısından ele alınacaktır.

GETİRİLEN KISITLAMALAR

Öncelikle AB ile mevcut anlaşmaların ve yükümlülüklerimizin Milli Gümrük Politikaları’nı uygulamamızın önünde ne gibi engeller teşkil etmekte olduğuna bakalım.

Milli üretimi desteklemek, iç piyasayı düzenlemek, vergi gelirlerini artırmak v.b. amaçlarla;

– İthalat sınırlandırmaları getirilmesi, miktar kotaları konması,

– Gümrük vergi oranlarının artırılması, düşürülmesi,

– Ürünlerin İhracatını desteklemek için istenilen oranda desteklerde bulunulması,

– İhtiyaç duyulan mallara ihraç kısıtlamaları getirilmesi,

– AB dışındaki ülkelerle AB Ortak Gümrük Tarifesinden farklı bir gümrük tarife anlaşması yapılması,

– Devlet tekelindeki üretimlerden öncelikle veya yalnız T.C. vatandaşlarının yararlandırılması,

– Kamu alımlarının öncelikle iç piyasadan ve yerli ürünlerden yapılması, v.b. birçok milli politika,

1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi kararlar ile yasaklanmış, kısıtlanmış, yahut yasaklanması takvime bağlanmış durumdadır.

ÖNERİLER

Bir devletin bağımsızlığının ve egemenliğinin vazgeçilmez ölçülerinden olan vergi koymak, kaldırmak, ekonomisinin sınırtaşı olan gümrük politikalarını belirlemek yetkilerini başka devletlere bırakması sadece ekonomik vesayet değil siyasi ve yönetsel vesayet ve egemenlik devri demektir. Ancak, AB’ne tam üyelik halinde, gümrük birliğinin vesayet yaratan mahsurları telafi edilebilir ve milletin egemenlik hakkını başka milletlerle kollektif olarak kullandığı bir devlet öğretisi içselleştirilebilir.

Türkiye, mevcut kapitülasyon niteliğindeki Avrupa Gümrük Birliği yükümlülüklerinden kurtulmalıdır.

Bu yükümlülüklerle birlikte milli üretim ekonomisinin gerektirdiği bağımsız gümrük politikalarını uygulamaya imkân yoktur.

İlk akla gelen çözüm,Türkiye’nin Gümrük Birliği’ni askıya alması ve milli politikaların gerektirdiği ve devlet egemenliğimizi sakatlayan biçimden çıkartılması ve tam üyelikle eşzamanlı bir gümrük birliği uygulamasının siyasi pazarlık konusu yapması ve AB-Türkiye ilişkilerinin Serbest Ticaret Anlaşmasına dönüştürülmesidir.

AB ülkeleri ve Türkiye arasında Gümrük Birliğinin kalkmasının ekonomimize sarsıcı etkileri olacağı ileri sürülebilir. Ancak, mevcut dış ticaretimizin 15 milyar doların üzerinde AB’nin lehine olması, otomotiv başta olmak üzere ülkemizdeki AB kaynaklı doğrudan yatırımların ihtiyaçları, coğrafi avantajlarımız ve genç nüfusumuz Gümrük Birliği olmaksızın da AB’nin Türkiye pazarını elinde tutmak ve mevcut ilişkileri sürdürmek isteyeceğinin teminatı olarak görünmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin başlangıçta gümrük birliğini askıya alması, sonrasında milli çıkarları doğrultusunda tam üyelik çizgisinde pazarlık konusu yapması ve mevcut ilişkilerin Serbest Ticaret Anlaşmasına dönüştürülmesi halinde, AB’ne olan ihracatımıza AB’den yıkıcı tepkiler gelmesi mümkün gözükmemektedir.

aydınlık

About armadmin 9319 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.