anadoluverumelimedya.com

Cumhuriyetin tapusudur Lozan’ı uygulatın

HABER MERKEZİ / Aydınlık

Reklam alanı

EMEKLİ Büyükelçi Onur Öymen, “En son söyleyeceğiniz laf, ‘Lozan’ı değiştirelim’ lafıdır. Lozan bizim tapu senedimizdir”dedi. Em. Tüma. Cem Gürdeniz de “Sorunlar bütüncül bir yaklaşımla, AB ve ABD gölgesi dışında, ikili, ortak çözüm konferansları vasıtasıyla yürütülmelidir” ifadelerini kullandı.

 

YUNANLILARIN JEOPOLİTİK İHTİRASI

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz Erdoğan’ın “Lozan’ı güncelleyelim” açıklamasını ve Lozan anlaşması üzerine yaşanan tartışmaları Aydınlık için değerlendirdi. Gürdeniz şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı, yaptığı açıklamada, istikşafi görüşmelerden ve 2002’den bu yana iktidarda oldukları süre içerisinde en üst seviyedeki ikili görüşmelerden, Ege sorunlarına yönelik somut bir başarı çıkmadığını görmüş ve bu değerlendirmeyi yapıyor. Bu sorun alanları kara suları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge, adaların silahlandırılması, FIR sınırlaması, hava sahası genişliği, arama-kurtarma bölgesi sorumluluk sahaları ve Ege’de anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık ve kayalık sorunları… Bu sorunların temelinde yatan ana sebep, Yunanistan’ın jeopolitik düzlemde Türkiye’yi her şartta ve koşulda Ege Denizi’nden soyutlama isteğidir. Çünkü Yunanistan, Ege Denizi’ni ve bu denizdeki binlerce ada, adacık ve kayalığı, Ege’nin tüm açık deniz alanlarıyla sahiplenmeyi hedeflemiş ve bu amaçla kurulmuş bir devlettir. Bu devleti kurarken, 1830 yılında, Osmanlı İmparatorluğu’nun denizde ve denizcilikte çok geri kalmış olmasını zamanın koşullarıyla iyi değerlendirerek bağımsızlığını elde etmiş, hem karada hem denizde büyümüştür. Balkan Savaşlarında donanmasız Osmanlı sayesinde birkaç ay içerisinde Boğazönü adaları ve Doğu Ege adaları işgal edilmiştir. On İki Ada zaten İtalya’nın işgalinde olduğundan 1. Dünya Savaşı sonunda da bu işgal Lozan Antlaşması’yla tanınmış ve 1947 yılında da bu adalar, Yunanistan’a 2. Dünya Savaşı’nın bir teselli armağanı olarak hediye edilmiştir. Dolayısıyla Yunanistan’la aramızdaki sorunun temeli Lozan değildir. Aksine Lozan da karasularımız her iki taraf için de 3 mildi. Açık deniz alanlarının oranı bugünkü yüzde 49 aksine yüzde 75 idi. Bu dengeyi 1936’da bozan da Türkiye değil Yunanistan’dı.

Sorunun temeli, kurulduğu günden beri Ege Denizi’nde sürekli büyüyen ve bu denizi kendi denizi gibi sahiplenen Yunanistan’ın jeopolitik ihtirasıdır. Bu ihtiras dizginlenmelidir. Zira koşullar değişmiştir. 1900’lerin hırsını devam ettirmek 21’nci yüzyılda Yunanistan’ın gücüyle orantılı değildir. Yunanistan’ın buna gerek askeri gerek ekonomik alanda gücü yetmez. Bu nedenle Yunanistan arkasına Avrupa Birliği ve ABD desteğini alarak Türkiye’yi her koşulda, sadece bu denizde değil, Doğu Akdeniz’de de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden soyutlamaya kalkışmamalıdır. AB ve ABD nin gücüne dayanarak jeopolitik maceralara soyunanların sonu 21’nci yüzyılda geçen yüzyıldaki gibi olmuyor.

 

DOSTLUK ELİNİ UNUTMASINLAR

Yunanistan’la gerek Ege gerek Doğu Akdeniz’deki sorunlarımızı Lozan’ı gündeme getirerek, Lozan’ı tekrar tartışmaya açarak çözmenin gereği de, imkanı yoktur. Yunanistan eğer Türkiye’nin dostluğunu tekrar kazanmak istiyorsa, Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı ve Yunan İç Savaşı sırasında Yunanistan’a uzattığı dostluk elini hatırlamalıdır. Lozan’dan 13 yıl sonra Türk Donanması Pire Limanını ziyaret ettiğinde Yavuz zırhlısına gelen ve Türk bayrağını selamlayan Krallarını hatırlamalıdır. Atatürk Venizelos dostluk dönemini hatırlamalıdır. Demek ki geçmişte bu süreçleri başarmışız.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Bu nedenle Türk-Yunan sorunları Lozan’ı gündeme getirerek ya da istikşafi görüşmeler gibi gizli kapılar ardında yürütülen süreçlerle çözülemez. Bu sorunlar bütüncül bir yaklaşımla AB ve ABD gölgesi dışında ikili, üst düzey ortak çözüm konferansları vasıtasıyla yürütülmelidir. Çözüm sağlanamayacak alanlar 1976’daki Bern Protokolü örneği, karşılıklı sorunu dondurma usulü çerçevesinde ele alınabilir. (1976’dan bu yana Ege’de kıta sahanlığında araştırma yapılamıyor.) Benzer şekilde şu an en önemli sorun sahası olan Kardak benzeri egemenliği tartışmalı ada, adacık ve kayalıklarda da bir protokolle sorunun dondurularak Yunan kışkırtmalarının önlenmesi sağlanabilir. Yunanistan bilmelidir ki egemenliği tartışmalı bu ada, adacık ve kayalıklara Yunan bayrağı dikmenin, Yunanistan Cumhurbaşkanı’nı göndermenin gelecekteki uluslararası hukuki çözüme hiçbir katkısı olmayacaktır. Bunlar sadece kışkırtma yaratarak stratejik sürpriz sonuçlara fırsat sunmaktadır. Yunanistan küresel dengelerin değiştiği ve yeni dünya düzeninin şekillenmeye başladığı günümüzde AB ve ABD’nin Doğu Akdeniz’deki bir enstrümanı olarak değil egemen bağımsız bir Akdenizli olarak hareket etmeli ve Türkiye’ye yaklaşmalıdır. Türkiye’nin Yunanistan’a sunacağı ekonomik ve siyasi fırsatlar Atlantik sistemden daha fazla olacaktır. Birbirimize çok benziyoruz. Ortak yaşama fırsatı ayrı yaşamaktan çok daha değerli sonuçlar yaratacaktır.”

SORUN YUNANİSTAN’IN İHLALLERİDİR

Emekli Büyükelçi Onur Öymen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan’a giderken ve Atina’da ikili görüşmelerde gündeme getirdiği “Lozan’ı güncelleyelim” açıklamasını değerlendirdi. Cumhurbaşkanının Lozan Anlaşmasının Musul başta olmak üzerine bazı hükümlerinden rahatsız olduğunun anlaşıldığını kaydeden Öymen, “Lozan Türkiye’nin tapu senedidir. Lozan ile ilgili sorunlar, Yunanistan tarafından Lozan’ın uygulanmamasından kaynaklanıyor” dedi.

 

YUNANİSTAN UYMUYOR

Adaların silahsızlandırılmasının ciddi bir sorun olduğunu, Yunanistan’ın adaları silahlandırmasının Lozan’ın kabahati olmadığını vurgulayan Öymen, “Ege’deki sorunlarımızın aşağı yukarı tamamı, Yunanistan’ın izlediği ve Lozan’a da uygun olmayan politikaları yüzündendir. Lozan’ın 16. maddesinde ‘Kimliği tespit edilmeyen adaların yeri ilgili ülkeler arasında müzakere yoluyla halledilir’ diyor. Kardak gibi konular niye çözülmüyor? Çünkü Yunanistan bu konuların çözümüne yanaşmıyor da onun için çözülmüyor. Yani bu Lozan’ın eksikliğinden kaynaklanmıyor” diye konuştu.

KITA SAHANLIĞI

Ege’de kıta sahanlığı konusunda bazı çalışmalar yapılabileceğini de belirten Öymen, “Şimdi Yunanistan ile aramızda bir deniz sınırı yok. 12 ada civarında. Bunun için bir çalışma yapılabilir tabii. Deniz sınırı nasıl olmalı nereden geçmeli şeklinde. Kıta sahanlığı… Yıllarca görüşüldü ama bir çözüme varılamadı. Çünkü Yunanistan yanaşmıyor. Biz kendimizi suçlamaya çok alışığız. Özeleştiriyi bir milli spor haline getirdik. Yani karşı tarafın suçunu görmekte zorlanıyoruz. Mesele Yunanistan’ın bugün kara suları 6 mil. Ama Yunanistan diyor ki, benim karasularımın üstündeki hava saham 9 mil. Dünya’da bunun bir başka örneği yok. Dünya’nın her yerinde karasuyu ne kadarsa üstündeki havasa sahası da o kadardır. Bunu bile kabul etmiyor adam” ifadelerini kullandı.

18 ADA MESELESİ

Bütün Türk hükümetlerinin şimdiye kadar Yunanistan ile ilişkilerde, Türkiye’nin tezini savunduklarını hatırlatan Öymen şunları söyledi:

“Bütün mesele Lozan’dan kaynaklanan haklarımızı yeterince koruyabiliyor muyuz, meselesidir. Egedeki 18 ada meselesi. 18 ada hangi anlaşma ile Yunanistan’a verildi? Yunanlılar bu adalar bize şu anlaşma ile verildi diye bir belge çıkarırlarsa bize şu anlaşma ile verildi derlerse mesele yok. Adam adaları işgal ediyor, fiili durum yaratıyor. Sen ona tepki bile göstermiyorsun.”

LOZAN DEĞİŞTİRİLEMEZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Lozan’la ilgili sözlerinin kabul edilemeyeceğini belirten Öymen şunları söyledi: “Şu sırada en söylemeyeceğiz laf, ‘Lozan’ı değiştirelim’ lafıdır. Lozan’ı değiştirelim diyen olursa siz onlarla mücadele etmelisiniz. Çünkü Lozan bizim tabu senedimizdir. Her şey orada. Sınırlarımız orada. Türkiye’nin temel çıkarlarını ilgilendiren konular orada. Azınlıklar konusu orada. Bunu değiştirelim derseniz, yeni baştan silelim dersen dünya kadar sorun çıkacak. Bugünün dünya koşulları, dünya devletlerininYunanistan’ın değil de Türkiye’nin yanında yer alacağı konusunda uygun bir ortam mı? Bir Avrupa Birliği ülkesi herhangi bir konuda Yunanistan’ı değil de Türkiye’yi destekliyorum der mi? Lozan’ı yenileyelim demek, Bu Türkiye-Yunanistan anlaşması demek değil, yeni bir uluslararası anlaşma demektir. Uluslararası konjoktürde, Lozan’ı imzalayan ülkeler arasında Yunanistan’ı değil de Türkiye’yi destekleyecek kaç ülke var? Onun için bu gibi şeyleri söylemeden önce çok iyi düşünmek lazım. Bunlar o kadar önemli ve milli meseleler ki. Önce Mecliste tartışırsın bunu. Öyle yola çıkarken söylenecek sözler değil bunlar. Lozan’ın delinmesine izin vermek. Türkiye’nin başına yeni daireler açar. Ayrıca şu andaki ortam Lozan’dan daha iyi bir anlaşma imzalamamız için daha uygun değil.

 

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.