anadoluverumelimedya.com

İzmir’in kurtuluşu için koşanlar, ‘Vatan ve namus’ için öldüler!

ERCAN DOLAPÇI / Aydınlık

Reklam alanı

30 Ağustos 1922 günü Afyon önlerinde ‘imha savaşı’yla dağıtılan Yunan ordusu, 9 Eylül günü İzmir’de denize döküldü. Şehrin kurtuluşuyla da İstiklâl Savaşımız taçlanmış oldu. İzmir Milli Mücadelenin sembolü olmuştu. Herkes onun kurtuluşu için and içmişti. Uğruna nice şehitler verdiğimiz şehir için, İslâm dünyasında da ödüller konuldu. Şehre ilk giren Yüzbaşı Şerafettin Bey ‘İzmir Fatihi’ ilan edilerek, Buhara Emiri tarafından ‘Üçüncü Kılıç’ verildi. Soyismi olarak Atatürk ona ‘İzmir’ ismini verdi.

‘İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ’

Afyon önlerinde bozguna uğrayan Yunan ordusu çilyavrusu gibi dağılmaya ve kaçmaya başladı. Türk ordusu ise 400 km’lik yolu teri kurumadan aştı ve şehre girdi. Mustafa Kemal Paşa, Türk ordusunun İzmir’e girişlerini 9 Eylül günü şu mesajla bildirir: “İlk verdiğim Akdeniz hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedakârlığı hürmet ve takdir ile yâd ederim.” (ATABE, C.13, s.268) Müjdeli haberi ise TBMM’ye şöyle duyurur: “Kıtalarımız, İzmir doğu sırtlarında düşmanın son mukavemetini kırdıktan sonra bugün 9 Eylül 22’de mağlup düşmanla beraber İzmir’imize muzafferen girdi.” (s.269)

Gazi Paşa, askerleri durduramadığını ise 15 Eylül günü İleri gazetesi yazarı Celâl Nuri Bey’e şu sözlerle anlatır: “Askere istirahat emrediyorum. Asker dinlemiyor, “İzmir’de istirahat ederiz” karşılığını cenk ediyorlar!” (s.291) İzmir’e gelene kadar düşmanın 100 bin, bizim ise 10 bin kaybımız vardır… Paşa, 18 Eylül günü ise şunları söyler: “Milli ordu, Misakı Milli’yi tamamen kabul ettirinceye kadar süngüsünü yerine koymamaya yemin etmiştir. Hepimiz bu yemini tutacağız.” (s.306)

ŞEREFİN ÖNCÜLERİ

İzmir’i ilk gören ve giren Fahrettin Altay Paşa’nın 5. Süvari Kolordusu’na bağlı atlı birlikleriydi. Nal sesleri şehri inletirken, birliklerin en büyük arzusu da Yunan karargâhlarına girerek ilk olarak Türk bayrağını dikmektir.

İzmir’e ilk olarak şu birlikler girerek bayrak astı: Albay Mürsel Bakü komutasında Birinci Süvari Tümeni Kadifekale’ye, Kurmay Yarbay Zeki Soydemir komutasındaki İkinci Süvari birlikleri Bornova-Mersinli- Konak arasındaki bölgeden kente girdi ve başlarında Yüzbaşı Şerafettin Bey komutasında Teğmen Ali Rıza Akıncı ve Teğmen Hamdi Yurteri Hükümet Konağı balkonuna çıkarak Türk bayrağını dikme şerefine ulaştılar. Yaralı halde bayrak değiştiren Yüzbaşı Şerafettin Bey, o dakikaları, ”Yaraları kim düşünür, ölsem ne gam. İzmir’i kurtarmıştık ya. Bu şerefin öncüleri biz olmuştuk” diye anlatır. Kendisine Atatürk tarafından ‘İzmir’ soyismi verildi. İsmi park ve caddelerde yaşıyor…

Kurmay Yarbay Suphi Kula komutasındaki 14. Süvari Tümenine bağlık birlikler Menemen ve Karşıyaka’yı kurtararak Binbaşı Zekai Kaur, Teğmen Zühtü Işıl (1912’de KSK’yı kurmuştu) , Bombacı Ali Çavuş (gerilla savaşı yönetti) gibi kahramanlar buralarda bayrak diktiler. Bunların içinde Kara Fatma da vardı. Üsteğmen Zekai Bey, Aydın’da Yörük Ali Efe’yi ikna edip Milli Mücadeleye katan askerdi. ‘Galip Hoca’ lagaplı Celal Bayar’ın da sağkoluydu.

DÜŞMAN KATLİAM YAPAR DİYE

İlk giren ve bayrak asanlardan birisi de Ali oğlu Musa’dır. Bu arada Yüzbaşı Zeki komutasındaki süvari birliği de Sarıkışla’ya, Üsteğmen Arif ve Takım Komutanı Celal Bey ile Yedeksubay Besim Efendi de Kadifekale’ye bayrak çekerler. Sarıkışla’ya bayrak çekenlerden Üsteğmen Fikret Bey, İzmir’in işgalini yaşamış biridir. Kurtuluşa koşarken de 4 yarası vardır… Aynı kışlada bayrak dikme şerefine katılan Milis Yüzbaşı Abdurrahman Bey de Sarıkışla’da görevliyken, işgali yaşadı ve teslim olmayarak Aydın’da direnişi örgütledi. Bütün bu gelişmeler, dakika dakika cephe komutanlığına bildirilir. İzmir’i ilk gören subay ise 20. Alay’ın 3. Keşif Bölük Komutanı Teğmen Enver Bey’dir. Yüzbaşı Zeki Doğan bey o anları şöyle anlatır: “İzmir ve deniz. Askerler, böyle bağırmaktan kendilerini alamıyorlardı. Bu ikiz hemşire mefküresi, güzellik ve çıplaklıklarıyla: Artık geliniz, diyorlardı. Düşman katliama başladığın düşüncesiyle İzmir’e biran önce girmek istiyorduk.” (Aksoy, s.20)

‘YILLARCA BU ANI BEKLİYORUM’

Hükümet Konağı’na bayrak asanlardan Teğmen Ali Riza Akıncı ise birliğinde izinli olmasına rağmen, İzmir’e girmek için hasta yatağından kalkıp gelen askerlerin bulunduğunu belirterek, o askerin kendisine “Efendim, ben yıllarca bu düğünü bekledim. Bu şerefli günü görmekte benim hakkım yok mu?” diye cevap aldığını aktarır. Akınca şehre girdiğinde kendisine çiçek veren Melihat Hanım’la evlenir. İlk şehitler de onun takımındandır…

İZMİR’İN İLK ŞEHİTLERİ

Halkapınar Köprüsü yakınlarında Tuzakoğlu fabrikası önünde, 50 kişilik Yunan askeri pusu kurar ve buradan şehre girmek üzere ilerleyen askerlerimizin üzerine ateş açar. Bu sırada Mehmet Çavuş, Antalyalı Hakkı Çavuş ve Avanoz’lu Ahmet vurularak şehit olur. Bunlara hastanede hayatını kaybeden bir süvari nefer daha katılır. İzmir’in simge şehitleri Halkapınar’da yapılan şehitliğe defnedilir. Buradaki anıtta şu satırlar yazılıdır: Vatan ve namus! (Yaşar Aksoy, 9 Eylül’de İzmir’e Bayrak Çeken Kahramanlar, Etki Yayınları, 2012.)

İZMİR’E İLK GİRENLER ANLATIYOR

Fahrettin Altay Paşa:

“At nallarının sesi denizin dalgalarına karıştı”

Şehitler hakkında 5. Süvari Kolordu Komutanı Fahrettin (Altay) Paşa şunları anlatır: “Bu yavrucakların mübarek cesetleri önümüzde birer ok gibi, başları İzmir’e doğru yatıyor ve sanki bize durmayın, ilerleyin diyordu.”

Altay Paşa İzmir’e girişi ise şöyle anlatır: “Öncü alayı İzmir rıhtımından geçerken, parke taşlarının çıkardığı nal sesleri Aknedinz’in bu taşlara çarparak çıkardığı hafif dalga seslerine karışıyor, bir zafer marşı gibi nağmeleniyor.” (Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş ve Sonrası, İnsel Yayınları, İstanbul, 1970, s.352)

‘ASKERLERE DUA EDİYORDU’

İzmir’e girenlerden Süvari Birliği Komutanı Binbaşı Şerafettin Bey, o anı şöyle anlatır: “Hükûmet Konağı’na vasıl olduk. Hükûmetin cephe kapısı kapalıydı. Rıza efendiyle yan kapıdan girdik. Kapıyı içerden açtık. Derhal hükûmet ve kışlanın müteaddit mahallerine nöbetçiler ikame edildi. Bu esnada, kadın, erkek, çocuk binlerce halk ağlaşarak, sevinerek hükûmete geliyorlar, askerlerimize, kumandanlarımıza dualar ediyorlardı. Ahali tarafından güzel bir Türk sancağı getirilmişti. Hükûmetin üstünde asılı olan Yunan bayrağını indirdik, yerine şanlı sancağımızı halkın, bitmek tükenmek bilmeyen alkışları arasında çektik ve dalgalandırdık. Ahali bu esnada Yunan bayrağını ayakları altında parçalıyordu.” (Nurer Uğurlu’nun çalışmasından)

‘ORDUNUN SAYESİNDE’

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Büyük Zaferi kazanan ve İzmir’e giren Türk ordusunun başarısını, 22 Şubat 1924 günü İzmir’de Harp oyunu kapanış konuşmasında şöyle anlatır: “Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir: Biri millet kararı, diğeri en acı ve en müşkül şartlar içinde dünyanın takdirlerine hakkıyla layık olan ordumuzun kahramanlığı; bu iki şeye güvenir. (…) Arkadaşlar! Türkiye en zayıf zannolunduğu bir zamanda en kuvvetli olduğunu ispat etmiştir; ordusu sayesinde. Ordumuz, vatan içinde zafer kazanmıştır. Bu hadise Türkiye’nin fevkalade hayatiyetine, ulvi azmine ve ölümsüz mevcudiyetine en bariz delildir.” (ATABE, C.16, Kaynak Yayınları, s.221)

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.