anadoluverumelimedya.com

Nasrallah: Trump’ın konuşması 2. Balfour deklarasyonudur

Lübnanlı direniş örgütü Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah, dünyada geniş yankılar oluşturan, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve elçiliğini Kudüs’e taşıyacağına ilişkin kararının ardından ilk kez konuştu.

Reklam alanı

Trump tarafından açıklanan kararın, ikinci bir Balfour deklarasyonu niteliğinde olduğunu belirten Nasrallah, “Arap ve Müslüman dünyasından, bu kararın anlamsız olduğuna dair sesler duymayı umuyorum” dedi.

Trump yönetiminin aldığı kararlar ile uluslararası hukuk kurallarını çiğnediğini ve dünyaya ‘orman kanunlarını’ dayattığını ilan eden Hizbullah Genel Sekreteri, pazartesi günü Beyrut’un güney bölgesinde geniş çaplı protestolar yapılması talimatını verdi. Nasrallah “ Siyonist rejim liderleri, bu kararın ardından Kudüs’te Yahudileştirme politikasının yanı sıra işgal konutlarına hız verecektir. Trump’ın son kararına sessiz kalmak birçok tehlikeye neden olabilir. Bunların en önemlisi ABD’nin Arap dünyasının kaderini ele geçirmesidir” diye konuştu.

“Alınan karara en önemli yanıt Filistin’in isyanı ve İslam Zirvesi’nin Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıması olacaktır” diyen Nasrallah konuşmasının devamında Arap ülkelerine ABD büyükelçilerine nota verme çağrısında bulundu.

Nasrallah ayrıca, “Ard arda gelen düşman İsrail hükümetleri, Kudüs’ü on yıllardır Yahudileştirmeye ve mümkün olan her açıdan ele geçirmeye çalışırken, kendi imzaladıkları anlaşmaya bile saygı duymuyorlar” dedi.

BALFOUR DEKLARASYONU NEDİR?

Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour, Siyonist hareketin önemli isimlerinden Baron Walter Rothschild’e 100 yıl önce bugün (2 Kasım 1917) yazdığı mektupta Filistin topraklarında Yahudilere bir “vatan” kurulmasını vadediyordu.

Gazeteci Esat Fırat’a göre, “Halksız vatana, vatansız halkı yerleştirme” söylemiyle yapılan kampanyalar çerçevesinde yazılan mektubun ardından tarihi Filistin topraklarına büyük bir Yahudi göçü başlatıldı.

Önce Mekke Şerifi Hüseyin bin Ali’ye Arap Krallığı’nı vadeden, ardından Sykes-Picot Antlaşması’yla Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını Fransa ile paylaşan İngiltere, manda yönetimi öncesi süreçte işgal altında tuttuğu tarihi Filistin topraklarında bir İsrail devletinin kurulmasına uzanan yolu hazırlamış oldu.

Balfour’un 100 yıl önce yazdığı mektup ve ardından sürdürdüğü manda yönetimi ile Filistin topraklarını Yahudilere “vatan” kılan ve devlet kurmalarına yol açan İngiltere, 2012’deki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Filistin’in devlet olarak tanınmasına ilişkin oylamada ise çekimser oy kullanmıştı.

“İsrail devletinin kurulmasında sahip oldukları rolden dolayı gurur duyduklarını ve Balfour Deklarasyonu’nun 100’üncü yıl dönümünü gururla kutlayacaklarını” söyleyen İngiltere Başbakanı Theresa May’in ülkesi ise 100 yıl önce Filistin halkını yok sayarak 1948’de Filistin topraklarında İsrail devletinin kurulmasına zemin hazırladı.

aydınlık

About armadmin 9322 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.