anadoluverumelimedya.com

TBMM’de Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun tutanaklarında oynama mı yapıldı

Toplumcu Düşünce Enstitüsü (TDE) ile Ülke Politikaları Vakfı birlikte, geride bıraktığımız cumartesi günü Maslak’taki Işık Üniversitesi’nde “Türkiye’nin İhtiyacı Olan Anayasa” başlıklı bir panel gerçekleştirdi. Prof. Burhan Şenatalar’ın yönettiği ve farklı yaklaşımların dile getirildiği panelin konuşmacıları Prof. Sibel İnceoğlu ile E. Büyükelçi Osman Korutürk (CHP 24. Dönem Milletvekili), E. Büyükelçi Rıza Türmen (CHP 24. Dönem Milletvekili), Av. Atilla Kart’tı (CHP 22-23-24. Dönem Milletvekili).

Reklam alanı

Ankara’daki hain üçüncü saldırının ateş düşürdüğü ülkemizde ısrarla başkanlık sistemi ve anayasa tartışmasını sürdüren Beştepe ve Hükümetin karşısındaki kesimde bu meseleye nasıl bakıldığını gösteren paneldeki yaklaşımları aktarmanın yararlı olacağını düşünüyorum.

YENİ ANAYASA DEĞİL, ANAYASADA DEĞİŞİKLİK

Çok sayıda eski CHP milletvekili, PM üyesi ve yöneticisinin de izleyiciler arasında olduğu panelde ilk konuşmayı yapan Prof. İnceoğlu mevcut anayasanın yasalara yansımadığını, hadi yansısa mahkemelerce uygulanmadığını, hukuku dikkate almamanın güçlü bir eğilim olduğuna dikkat çekerek yargı bağımsızlığı, inançlara ve kimliklere yaklaşım vb. bazı bakımlardan yeni bir anayasa yapılması yerine değişiklik ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

TÜRMEN’DEN ŞARTLI YENİ ANAYASA YAKLAŞIMI

Rıza Türmen ise “Toplumsal kutuplaşmanın alabildiğine arttığı, iç savaş atmosferinin yaşandığı bir Türkiye’de yeni bir anayasa nasıl yapılır?” sorusunu ortaya atarak kendi sorusunu şöyle yanıtladı:

“1)Toplumsal barışa hizmet edecekse,

2)Kürt sorununa çözüm getirecekse,

3)Değişen dünya ve ülke şartları göz önüne alınacaksa,

4) 82 Anayasası’ndaki 12 Eylül motifleri kaldırılacaksa…”

Türen, temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olmadığını, her şeyin iktidarın kontrolü altında olduğunu belirterek devletin toplumu değil, toplumun devleti düzenlemesi gerektiğine vurgu yaptı. TBMM’nin 24. Dönemindeki Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarına da değinen Türmen, yazım aşamasında eldeki verilerin müzakerelere yansıtılamadığını, çalışmalara sivil toplumun değil sadece siyasi partilerin katılmasının da bir eksiklik olduğunun altını çizdi.

TBMM’DE ANAYASA UZLAŞMA KOMİSYONU TUTANAKLARIYLA MI OYNANDI?

Atilla Kart’ın konuşmasının satır başları çarpıcıydı. Özetle şu noktalara dikkat çekti:

“2011’de başlayan Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmaları sırasında çok çeşitli kuruluşlarla yaptığımız toplantılara ilişkin tutanaklara TBMM’de müdahale edildiği kuşkusunu kuvvetle taşıyorum. Böylelikle, sanki başkanlık sistemini halkın da istediği algısı oluşturulmaya çalışılıyor.

“Geçen dönemdeki parlamenter demokrasiyi özümseyen anayasanın 20 maddesindeki uzlaşmayı muhalefet geniş toplum kesimlerine anlatmalı; ancak maalesef muhalefet bunu yapmaktan uzak. Özellikle ana muhalefet CHP’ye bu konuda görev düşüyor.

“Cumhuriyetin kazanımlarını eşit yurttaşlıkla inşa edemedik. Sadece anayasaya-yasalara yazarak olmuyor; bu eşit yurttaşlık kamu yönetimi nezdinde tezahür eder.

“Ana dilde eğitimle ana dilini öğrenmek ve konuşmak iki ayrı durum; birbirine karıştırmamak gerekiyor. Türkçe resmi dildir, eğitim dilidir. Bunun yanında herkesin kendi dilini öğrenmesi ve konuşması da doğal karşılanmalıdır.

“Bu aşamada Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları arasındaki aidiyet duygusunu güçlendirmek gerekiyor. Yeni anayasa yaklaşımı bu noktayı mutlaka içermelidir.

BU AŞAMADA ANAYASA TARTIŞMALARI ERTELENMELİ

Korutürk ise bu aşamada anayasa tartışmasının ertelenmesi görüşünü öne sürerek şu noktaların altını çizdi:

“Anayasa konusunun bu aşamada, bu konjonktürde ele alınmaması gerekiyor. Çünkü anayasalar, içinde bulundukları koşullarda ülkelerin hukuki düzenlemelerini yapar.

“Bugün Türkiye’nin bir bölümünde ciddi bir karmaşa yaşanıyor. Bir bölümünde ise yapay bir başkanlık sisteminin tartışıldığını görüyoruz. Hem de ‘Anayasa Mahkemesi’ni tanırım, tanımam atmosferinde…

“Şimdi bir anayasa yapılacak olsa, mevcut anayasadan daha ileri bir anayasa yapılacağından kuşkuluyum.

“7 Haziran 2015 genel seçimlerinde AKP’nin vaatleri arasında ‘başkanlık sistemi’ ve ‘yeni anayasa’ vardı ama halk bu vaatleri benimsemedi, AKP oylarının beşte birine yakınını kaybetti. 1 Kasım tekrar seçiminde ise AKP bu iki vaadini geri çekti, konuşulmadı. Ancak seçimde istediği sonucu alınca anayasa ve başkanlık sistemini konuşmaya başladı.

“O zaman niyete bakmak gerekiyor; AKP kendisinin uyabileceği ve uyulmasını isteyeceği kısıtlayıcı bir anayasa yapmak istiyor.

“Türkiye, anayasa tartışmalarını kutuplaşmanın yumuşadığı, normalleşmenin olduğu bir zamana ertelemelidir. Muhalefetin de yeni bir anayasa yapılması halinde ne sonuç çıkacağını, mevcut atmosferi iyi okuması gerekiyor.

CHP ÇAĞDAŞ BİR ANAYASA METNİNİ ÇALIŞMALI

Panelin soru-yanıt bölümünde bir soru üzerine Prof. İnceoğlu, başkanlıkla istikrar arasında doğru orantı olmadığını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:

“İstikrar, siyasi atmosferle ilgili bir durum… Bir ülkede siyasi istikrarsızlığın alt yapısı varsa, istikrarsızlık parlamenter demokrasiden vazgeçip başkanlık sistemine geçmekle düzelmez.”

Yine bir soru üzerine Korutürk de şu açıklamayı yaptı:

“CHP anayasayı tartışmalı ama toplumda tartışmalı, masada değil… Ayrıca, CHP bütün toplumla birlikte parlamenter demokrasiyi güçlendirme ve kuvvetler ayrılığı anlayışı ile çağdaş bir anayasa metni de hazırlamalıdır.”

M. Ayhan Kara

Odatv.com

About armadmin 9322 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.