anadoluverumelimedya.com

Almanya’da ‘Erdoğan’ gerginliği

Almanya, G20 devletlerinin ve özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarını protesto etmek için zirve öncesinde ve esnasında çok sayıda eylem ve etkinliğe sahne olacak.

Hamburg – Işın Toymaz

Reklam alanı

Almanya, G20 devletlerinin ve özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarını protesto etmek için zirve öncesinde ve esnasında çok sayıda eylem ve etkinliğe sahne olacak.

Karada, denizde, havada geniş güvenlik tedbirleri için milyonlarca euro harcanan zirve başlamadan, Erdoğan zaten koruma ve salon krizi ile şu ana kadar G20 Zirvesi’nin adından en çok söz edilen lideri olmayı başarmıştı.  Ancak görülen o ki Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı  Recep Tayyip Erdoğan yeniden ama bu kez zirve esnasında hem de hiç hoşlanmayacağı bir konu ile yeniden gündeme gelecek: “Adalet Yürüyüşü”

Dünyanın en büyük ekonomiye sahip 19 ülkesi ile AB’nin oluşturduğu G20’nin 12. olağan zirvesine paralel 8 Temmuz’daki gösterilerde dünya barışı, küresel adalet ve sınırsız dayanışma için gerçekleştirilecek eylemler kapsamında Türkiye’deki “Adalet Arayışı”na da destek verilecek.

Toplam 104 grup ve kuruluşun desteklediği G20 zirvesi karşıtı gösterilerde Sol Parti, Alman Komünist Partisi DKP, Almanya Sosyalist Gençliği – Şahinler / KV Lübeck, Hamburg Üniversitesi Öğrenci Konseyi AStA, çok sayıda göçmen sivil toplum örgütü, Metal İşçileri Sendikası, Alman Sendikalar Birliği temsilcilerinin yanı sıra Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Avrupa Demokratik Halklar Kongresi HDK gibi örgütler de eylemlerde saf tutacak. Bununla birlikte  çevre, insan hakları ve demokrasi ile sosyal haklar için mücadele eden gruplar ve  Almanya Kürt Demokratik Merkezi NAV-DEM de gösterilerde yer alacak. Eylemlerde otoriter yönetimlerin izlediği siyasete son verilmesi çağrıları da yapılacak.

Hamburg’da 8 Temmuz tarihinde „merkezi gösteride“ yer alacak olan Hamburg Türk Toplumu (TGH) Başkanı Mesut Sipahi ve Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Genel Başkanı Zeynep Sefariya Ekşi, ABC’ye protesto gösterilerini değerlendirdi.

TGH Başkanı Mesut Sipahi yaptığı açıklamada küresel adalet isterken Türkiye’deki adalet mücadelesini de görmezden gelmenin mümkün olmayacağına işaret etti.

Gösterilerde ‘Her yerde adalet’ sloganıyla yürüyüşe destek vereceklerini kaydeden Sipahi şöyle konuştu:

“ADALET İSTEMEK ÇOK ONURLU BİR MESELEDİR”

“Gösterilerde ‘adalet’ talep edeceğiz. Bunu hem Türkçe hem de Almanca yazdığımız pankartlarla yapacağız. Türkiye’de barış, özgürlük, adalet, demokrasi , kardeşçe birlik, beraberlik talep ediyoruz.  Türkiye’de sorunların demokrasi içinde çözüme dönüşmesini istiyor, kutuplaştırmaya yol açacak söylemlere ve politikalara son verilmesini, yargının kesinlikle tam bağımsız olmasını temenni ediyoruz. Türkiye’deki ’Adalet Yürüyüşü’nü bu anlamda Almanya’dan biz de destekliyoruz. Daha fazla adalet, daha adil bir toplum istemek çok onurlu bir meseledir. Bu tür eylemleri barış içinde yapılmasından ve barışa katkı sunmasından ötürü destekliyoruz. Ülkemiz açısından bütün dileğimiz iktidar ve muhalefetin demokrasi ve adil çözümler için masaya oturmayı başarmalarıdır.

ALMANYA İÇİN DE ADALET

Adalet istemimizi, içinde yaşadığımız Almanya için de dile getiriyoruz. Artık bu ülkenin insanları olarak görülmek, eşit vatandaşları olarak kabul edilmek istiyoruz. Eşit muameleyi sadece maliyeye vergi öderken değil, her alanda yaşamak istiyor, ayrımcılık ve haksızlıkların son bulmasını arzu ediyoruz.

“ERDOĞAN, AVRUPA’DAKİ TÜRKLERİN İÇİNDE BULUNDUKLARI ŞARTLARI GÖZETEREK KONUŞMALI”

G20 zirvesine Erdoğan’ın gelmesine kimsenin itirazı olmaz. Elbette tasvip edilmeyen politikalar barış ve demokrasi içinde kalınarak protesto edilecektir. Bu herkesin hakkıdır.. Ancak bir kesimi diğerine kötüleyip, o tarzda çıkışlar yapılması buradaki insanlarımızı rahatsız eder. Avrupa’ya karşı da ölçüyü aşan ifadeler kullanılması bizi tekrar zor durumlarda bırakabilir ve sonuçta düşmanca tutumların artmasına sebep olur. Bu bakımdan Cumhurbaşkanının buradaki insanların konumunu gözeterek konuşması beklenmelidir.

“İNSANLARI BİRBİRİNE KIRDIRANLAR G20 ZİRVESİNDE OTURUYOR”

G20 içinde en zengin, en sanayileşmiş, en gelişmiş ve demokratik ülkeler arasında mesela Suudi Arabistan’ı, Türkiye’yi filan sayıyorsanız, bu doğru değildir. Bu grupta hakim olan ülkeler var, bir de  stratejik, askeri ya da enerji açısından önemli olan ülkeler var.

Bunların hepsine demokratik veya sanayileşmiş ülkeler diyemeyiz, diğerleriyle eşdeğerde olduklarını iddia edemeyiz.

Dünyanın her tarafında kan ve gözyaşı dökülüyor. Emperyalist çevrelerin dünyayı ele geçirmek için herşeyi yaptıklarını görüyoruz. Nitekim etnik, mezhepsel farklılıkları kullanıp insanları birbirine kırdırmak ve sonrasında da o ülkelere saldırmak sürekli yaşadığımız bir olgu. Bunların baş sorumlularının bu G20 zirvesinde yer aldığını biliyor ve görüyoruz. İşte bu nedenlerle 8 Temmuz’da her bakımdan dünyanın her yerinde yaşanan bu soygun düzenine karşı, kan ve gözyaşı akmasına karşı alanlardayız. Barış diyenler önce o korkunç silahları satmaktan vazgeçmek zorundadırlar. Bu silahlar neden üretiliyor? Herhalde müzelerde sergilenmek için değil.

“ALMANYA ÇİFTE STANDART UYGULUYOR”

Ayrıca Almanya’da uygulanan yanlış uyum politikalarının hesabının buradaki Türklere kesilmek istenmesi de ayrı bir çelişkidir.  ‘Amerika’nın askerleriyiz’, ’Biji Obama’ diyenlerin G20 zirvesini protesto etmesini hiç inandırıcı bulmadığım gibi, Avrupa’nın da terör örgütü ilan ettiği grupların bayrak açıp ortalıkta serbestçe eylemlerde bulunmalarına müsaade etmesini de o derecede komik buluyorum. Bir şey ya yasaktır ya da yasak değildir. Gösterilerde dünyada yükselen ırkçılığı da protesto edeceğiz elbette. Hemen bütün dünyada aşırı sağcı, aşırı dinci popülist hareketlerin yükseldiğini görüyoruz. Bunlar kin ve nefreti referans yaparak güçlerini arttırmaktalar. Tüm bunları kaygıyla izliyoruz. Almanya’da da AfD gibi sağ popülist bir parti çıktı. Biz her türlü ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı çıkıyoruz.

“REFERANDUMDA ALMAN MAKAMLARININ GÖZÜ ÖNÜNDE HEDİYE PAKETLERİ DAĞITILDI”

16 Nisan’daki Anayasa Referandumu’na Almanya’dan yüksek oranda ‘evet‘ çıkmasının hesabını sürekli bize soruyorlar.  Kollektif olarak milyonlarca Türk kökenli insanların tümünün aynı kabın içine atılması açıkçası bizi rahatsız ediyor ve buna karşı çıkıyoruz. Almanya’da 14 gün süren oy kullanma döneminde kimlerin kimleri, nerelerde ve nasıl motive ederek, oy kullanmaya taşıdıklarını ve bunların birçoğuna nasıl hediye paketleri dağıtıldığını ve bütün bu faaliyetlerin  Alman makamlarının gözü önünde gerçekleştiğini biliyoruz.

Burada ortak yaşamımıza ve uyuma aykırı durumlar varsa, bunun çarelerini kendileri bulmak zorundalar. Serbestçe ve özgürce dini vecibelerin yerine getirilmesini, politize edilmemiş İslam’ın Almanya’da desteklenip geliştirilmesi için çareler bulunmasını, gerekliyse İslam din adamlarının Almanya’da yetiştirilmelerini biz de ifade ediyor ve destekliyoruz.

“HERŞEYİ SİLİP ATAMAZSINIZ”

Referandumda Almanya’daki Türk seçmenin sadece yüzde 50’si sandık başına gitti. Oysa yüzde 100’ü baz alındığında ‘evet’ diyelerin oranının yüzde 30, hatta daha da az olduğunu söyleyebiliriz.  Şayet Türkiye’den imamların gelmesine itiraz ediyorsanız, bunun için buradaki Türk toplumunu suçlu gösteremezsiniz. Bunun anlaşmalarını yapan sizsiniz. Şimdi hepimizin kollektif suçlu gibi gösterilmemiz anlaşılır bir şey değildir. Almanya’da topluma son derece uyum sağlamış, başarılı faaliyetler içinde bir Türk kitlesi var. TV oyuncularından milli sporculara, siyasetçilerden haber spikerlerine kadar Türk asılılar var. Bunların hepsini silip atıyorsunuz. Neymiş; sanki hepimiz sorunluymuşuz.

Bunu kabul etmiyoruz. Biz sürekli olarak bir taraftan insanların ibadet özgürlüğüne saygı duyduğumuzu söylerken, diğer taraftan da dini duygularının ne politik ne de ticari konulara alet edilmemesine vurgu yapıyoruz.”

„ERDOĞAN DA, TRUMP DA, SUUDİ KRAL DA PROTESTO EDİLECEK“

Almanya 2016 Uyum Madalyası’nın da sahibi olan DİDF Genel Başkanı Zeynep Sefariye Ekşi ise G20 Zirvesi protestolarına katılmaları için  vatandaşlarımıza şöyle seslendi:

“Sonbahardan bu yana insan hakları örgütlerinden çevre örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok kurum bu eyleme hazırlanıyor. Biz de DİDF olarak bu hazırlıklar içindeyiz. Dünyanın en büyükleri hayatı insanlara zorlaştırıyorlar. Savaşlara ve silahlanmaya karşı adalet talebimizi bu eylemlerde bir kez daha dile getireceğiz.

Adalet arayışını Türkiye ile sınırlandırmıyoruz. Elbette CHP’nin başı çektiği Türkiye’deki adalet arayışı çok geniş kesimde yankı buluyor. Hamburg’daki gösterilerde de Türkiye’deki adalet mücadelesi yankı bulacak kuşkusuz. Bu gösterilerde Erdoğan da, Trump da , Suudi Arabistan Kralı da protesto edilecek.

„ALMANYA, AFRİKA’YI KEŞFETTİ“

Dünyada açlık da var, savaş da, terörizmde, ırkçılık da. Asıl mesele derine inmekte. Kökenine bakmak gerekiyor. Bakın şimdi Almanya Afrika’yı keşfetti. Almanya Afrika’ya enerji ve doğal yeraltı kaynakları için dev yatırımlar yapacak. Almanya’nın 17 ülkede askeri var.

Amerika, Rusya, AB devletleri şimdi „Ben yeniden nereye hakim olabilirim?“ derdine düştü. Köşe kapmaca politikaları oynanıyor. Eskiden Rusya – ABD soğuk savaşı vardı. Şimdi taşlar yeniden yerinden oynadı. Bu büyük devletler emekçileri ezerken ortak hareket ediyorlar ama güç için rekabet içerisindeler. Bugün burada bir hakimiyet savaşı var. İşte Türkiye’yi de bu bütün tablo içerisinde okumak gerekiyor.

“GÖÇMENLER ORTAK HAREKET ETMEK ZORUNDA“

Diğer taraftan bütün bu savaş politikaları ırkçılığı da körükleyebiliyor. Dünya halklarında bilinçlenme gerçekleşirse mücadele de gerçekleştirebilirler. Sorunları için birleşip hareket ederlerse, ırkçılığa da savaşlara da fırsat vermezler. Mezhepsel ve etnik kimliklerle sınıflandırmaya biz göçmenler karşı çıkmalıyız.  Göçmenler ne kadar çok bir araya gelip, hak arayışı içinde olurlarsa, o kadar güçlü olabilirler.  Irkçılığa karşı mücadele etmezsek, varlık gösteremezsek kazanmamız mümkün değil. Bununla birlikte Alman halkı hassas bir halk. Mültecilerin ve göçmenlerin hakları için sokağa çıkıyorlar. Irkçılığa karşı sokağa çıkıyorlar. Oralarda esas göçmenleri göremiyoruz.“

ANGELA MERKEL, YAĞMACI POLİTİKALARIN YÜZÜDÜR”

Diğer taraftan DİDF yönetimi resmi web sitesindeki eylem çağrısı metni ise özetle şöyle:

“Ev sahibi Almanya Başbakanı Angela Merkel bu savaş ve yağmacı politikaların yüzüdür. ‘Federal Alman Ordusu Beyaz Kitabı’nın 2016 Temmuz sayısında Alman askeri gücünün, ticari gücüne uyumlanması istendiği yer almıştı. Şu anlama geliyor: Federal Alman Hükümeti, emperyalist dünya gücü olarak konumunu daha da sağlamlaştırmak istiyor. Yıllık 34,3 milyar Euro civarındaki orduya ayrılan bütçenin iki kat arttırılması hedefleniyor. Alman ordusunun sayısız yabancı ülkede göreve gitmesi, Orta Doğu’da yayılmacı stratejisi ve Rusya sınırına yaklaşması bu politikaların somut kanıtıdır. Federal Alman Hükümeti, bu tedbirlerle yatırım pazarını, jeostratejik konumunu ve büyük Alman şirketleri ve banka kuruluşlarının kaynaklarını garanti altına almak istiyor. Tüm bunlara ulaşmak ve Orta Doğu’daki planlarını gerçekleştirmek için faşist Erdoğan rejimi ile işbirliği içine girmekten ise geri kalmıyor.

“EYLEMLERDE POLİS GÜÇ KULLANABİLMEK İÇİN BİZİ ÖNDEN TEHLİKELİ İLAN ETTİ”

İşte bu yüzden sizi Hamburg’a davet ediyoruz. Bu eylemleri engellemek için ortaya atılan “olay çıkarmak istiyorlar” yalanına inanmayın. Sayın Scholz ve Hükümet’teki ekibi aylardır bizi kamuoyuna ‘tehlikeli düzen bozucular’ olarak lanse ediyor. Yöneticiler zirve öncesi tahrik ederek panik yaratmaya çalışıyorlar. Böylece protestolarda şiddet kullanmayı da yasal bir ışığa çekmeye çalışıyorlar. Biz barış içerisinde demokratik haklarımızı kullanarak eylem yapacağız. Bizim tarafımızdan şiddet gelmeyecek. 8 Temmuz’daki uluslararası dev gösteri ile G20 yerine sonsuz dayanışma için ve G20 ülkelerinin politikalarına karşı eyleme destek vermeye çağırıyoruz.”

G20 Zirvesi’ne dek yaklaşık 2 hafta boyunca devam edecek birçok etkinlik ve eylem içinde, merkezi olması nedeniyle en çok dikkat çeken dev protesto 8 Temmuz’da saat 11’de  Hamburg Deichtorhallen (Hamburg Ana Tren Garı bitişiği) noktasında başlayacak.

Diğer taraftan sayısız etkinliği ve destek veren grubu kapsayan  G20-Protestwelle’nin  (G20 Protestolar Dalgası) çağrı metninde ise adil ticaret düzeni, iklim değişikliği ile mücadele, sosyal adaletsizliğe son verilmesi ve demokrasinin güçlendirilmesi gibi temel talepler dikkati çekiyor.

Gösterilerde vergi cenneti olarak bilinen ülkeler, vergi kaçakçılığı, servet sahiplerine vergi imtiyazları, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Antlaşması (TTIP) ile CETA’nın durdurulması protesto edilecek, BM İklim Anlaşması’nın eksiksiz uygulanması da talepler arasında yer alacak.

abcgazetesi

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.