anadoluverumelimedya.com

Oysa Batı’nın önyargısını turizm kırmıştı

Feyzi Açıkalın / Cumhuriyet

Reklam alanı

Doğrudur, Batı Avrupa’nın bir faşizan damarı vardır; aynen bizim ülkemizde de olabileceği gibi… Hem insanın şiddet içeren doğası, hem de faşizmin tanımı gereği, o süreçten geçen her toplumda görülebileceği gibi…

Asıl soru, “o ülkelerde faşizmin filizlenmekte mi yoksa tarihi temizlikten arda kalan kırıntılarıyla mı sürecin değerlendirilmekte olduğu” dur. Tabii ki Batı Avrupa, geçirdiği o korkunç evre ile hesaplaşmış ve insanlık suçu olarak faşizmi kayda geçirmiştir…

Doğrudur; hele bir de Batı tarafından hor görülme çekincen varsa, gündelik Batı yaşamındaki irkiltici, faşizan esintiler içeren davranışları çok daha çabuk görürsün…

Alışveriş için girdiğin bir spor mağazasındaki gencin isteksiz servisi; şehir meydanına bakan restoranda, rezerve olduğu söylenerek beğendiğin bir masaya alınmaman; pasaport polisinin, durup dururken anlam yüklediğin bakışı seni rahatsız edebilir.

Totaliter rejimlerden kazasız belasız sıyrılabilen Doğu Avrupa halkı da, geç kalmışlık duygusu ile bir ara faşizmi tatma(!) arzusunda olmuştur. Onlar da, yine faşizmin tanımı gereği bir düşman yaratma sürecinde, tarihsel can acısı olduğuna inandığı Türkleri de sepete(!) koymuştur.

Başta Almanya olmak üzere Batı Avrupa, Anadolu halkı ile gerçek anlamda işçi göçü ile tanışmış olmalıdır. Sonrasında, yani 1970’li yıllarda da turizm aracılığıyla… Hem üst orta gelir gurubu hem de yeşil Volkswagen minibüsleri ile gelen maceracılar Türkiye’yi ilk tanıyanlar olmuştur.

1980’li yıllarda gittikçe yoğunlaşan ve daha ucuza satın alınan kitle turizmi, eğitimli ve üst gelir segmentindeki yönetici/şehirli/burjuvayı ya da özel tatil beldesi isteğinde olanları ülkemize gelmekten alıkoymuş. Dolayısıyla bu tür tatili alan, sıradan Avrupalı olmuş. Anadolu insanı ile birebir ilişkide bulunarak, onu her haliyle tanıyıp değerlendiren, aslında Avrupalı seçmenin ta kendisi!

Çoğunlukla Türkiye’nin eğitimde geri kalmış kırsal bölgelerinden giden insanlarla, turizm nedeniyle tanıdığı Anadolu insanı arasındaki, kendince gördüğü farklılık Batılıyı şaşkına çevirmiş. Bu “tanıyış!” tabii ki olumlu yönde gelişmiş, önyargıların kırılmasını sağlamış…

Halkların birbirini tanıyışı, özellikle Batılının, Anadolu insanının hala yitirmediğine inandığım hasletinden etkilenmesi, ülkelerin politikalarına da yansımış. Her ne kadar Batılı politikacının kendisi bizzat gelip Türkiye’yi deneyimlemediyse de, halkın isteğinin tersine Türk’ü dışlayıcı bir politika üretmemiş.

Ta ki, Batı’yı Batı yapan değerleri; insan haklarını, hukuka saygıyı, özgürlük kavramını hiçe sayan davranışların, ülkeler arasındaki zıtlaşmalarda en net şekilde dile getirilmesine kadar. Üstüne üstlük bir de, tarihin karanlığına gömdüğüne inandığı faşizanlıkla suçlanana kadar…

Yazık oldu… Politikacılara değil ama büyük ölçekte turizm aracılığıyla sağlanmış olan Batı ile tanışıklığa. Bu birlikteliğin maddi manevi getirilerine…

Ha, bir de öbür gözlükten bakalım; tam da tersi olarak Batı uygarlığından uzaklaşmada turizmin kullanılmasına. Batılı’nın ceza olarak ülkemize gelmemesi sonucu, halkta oluşabilecek Batı düşmanlığının oya çevrilebileceği gerçeğine… O zaman bu oyuna alkııış!

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.