anadoluverumelimedya.com

Barış Doster yazdı: ABD Türkiye’yi neye alıştırıyor

Çözüm süreci denilen çözülme ve parçalanma sürecinin yeniden başlaması için gizli temasların sıklaştığı yazılıyor. Belli ki emperyalist merkezler devrede. Türkiye; Rusya, Suriye ve Mısır’la ilişkileri düzeltmek için de açık– örtülü adımlar atıyor. İsrail’le ilişkileri normalleştirmek için anlaşma sağlanmak üzere. Türkiye’yi zor zamanında yakalayan İsrail, işi ağırdan alıyor, daha fazla ödün koparmak için. Birkaç hafta önce Türkiye’yi sözde soykırım iddiaları nedeniyle parlamentosunda suçlu ilan eden Almanya’ya, İncirlik Üssü’nde tesis izni verildi. Ne devlet ne de millet, Almanya’nın kararına güçlü bir tepki vermedi. Tablo Türkiye’nin ne kadar kuşatıldığını, ne denli yalnızlaştığını gösteriyor. PKK terörü ile IŞİD terör arasında kalan ülkemizin caydırıcılığı, inandırıcılığı, yaptırım gücü, itibarı büyük yara aldı. Ama tüm bunlara karşın gündemde Türk’süz, Atatürk’süz yeni anayasa ve başkanlık sistemi öne çıkıyor. Egemenlerimiz gelinen durumu “kandırıldık” diyerek geçiştiriliyorlar. Suriye, Rusya, Ergenekon, Cemaat, açılım gibi tüm konu başlıklarında kandırılmışlar!

Reklam alanı

ABD TÜRKİYE’YE “BU DURUMA ALIŞ” DİYOR

Olguları sıralayınca, durumun pek parlak olmadığı görülüyor.

1) 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı’nda 498 şehit veren Türkiye, Haziran 2015 seçimleri sonrası, Temmuz ayında başlayan terör eylemlerinde şimdiye dek 550 şehit verdi. Sınır güvenliğini koruyamıyor. Şehirlerinde patlayan bombaları önleyemiyor. “Müttefik” bildiği ABD, Suriye’de kara gücü olarak PKK terör örgütünün uzantısı PYD’yi kullanıyor. Irak’ın kuzeyinde Barzani’den sonra, Suriye’nin kuzeyinde de Kürt örgütleri fiilen özerklik elde ettiler. PYD, Suriye’nin kabaca üçte birini denetliyor. ABD ise Türkiye’ye “Bu duruma alış” diyor. Terör örgütünü yöneten kadroların bulunduğu Kandil’in yanına bir de Sincar eklendi. PKK- PYD, batı başkentlerindeki temsilcilik sayısını artırdılar son dönemde.

2) Açılım süreci sonrasında bugüne dek yaşananları, ülkemizin yönetilemez hale gelişini, yön kaybını, stratejik dağınıklığı Türk tarihinin 4. büyük bozgunu olarak nitelemek mümkün. İlk üçü şunlardı: 93 Harbi, Balkan Harbi, Cihan Harbi. Sonuncusunun yarattığı çöküşü, Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki kahraman kurucu kadroyla Milli Mücadele verip, milli devlet kurarak atlattık. Şimdi ise Mustafa Kemal’i sahiplenen değil, tersine ona hakaret eden zihniyet söz konusu. Gazi Paşa’yı ve Kurtuluş Savaşı’nı yöneten komutanları yetiştiren Harbiye geleneği de tasfiye oldu. Teröriste karşı kahramanca mücadele eden ordunun başında, Mehmetçiğin başına çuval geçiren ABD’li generalden ödül alan, silah arkadaşları kumpas davalarla hapse atılırken darbe iddiaları için “var da diyemem, yok da diyemem” diyebilen zihniyet var. Erkânı Harbiye Umum Reisi, ordu komutanlığı yapmadan o koltuğa oturdu ki, Cumhuriyet tarihinde ilktir. Ödülü, nikâh şahitliğidir. Ordunun “terörle mücadeleden kaçtığını” söyleyen savunma bakanıyla uyum içindedir. Oslo müzakerelerini, Habur görüntülerini, Dolmabahçe mutabakatını unutmamız istenmektedir.

TÜRKİYE KARADENİZ’DEN DE SIKIŞIYOR

3) Türkiye sadece Irak ve Suriye’den değil, Karadeniz’den de sıkıştırılıyor. Rusya’yla bunalım yaşadıktan sonra, hem bu gerilimi aşmak isteyip hem de ABD’yi Karadeniz’e davet etmek büyük hataydı. Rusya; Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO üyeliğine ısrarla karşı çıkıyor. Bulgaristan, Romanya ve Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu, Karadeniz’de daha fazla NATO üyesi görmek istemediğini vurguluyor. Türkiye ise Montrö Boğazlar Sözleşmesi hükümlerine karşı gelerek, ABD’yi Karadeniz’e çağırıp, gerilimi daha da artırıyor. Temmuz ayında Varşova’da NATO Zirvesi toplanacak. Karadağ’ın üyeliği, Gürcistan, Ukrayna ve Azerbaycan’la ilişkilerin daha da geliştirilmesi, Rusya’yı yakın çevresinde kuşatmaya yönelik hamleler, bölgeye yerleştirilecek hava savunma sistemleri ve askeri birlikler ele alınacak. Sonrasında Rusya’nın yeni hamlesi gelecek.

4) ABD ve müttefiklerinin, terör örgütü IŞİD’i hırpalamak ama tamamen bitirmek istemediği görüldü. Çünkü bu örgüt, emperyalizmin elinde, bölgeye müdahale etmek, İslam dünyasına çullanmak için etkili bir araçtır, gerekçedir, kozdur. Kuruluşunda ABD ve İsrail’in katkısı büyüktür. Nitekim İsrail kısa süre önce, IŞİD’in tamamen tasfiye edilmesine karşı çıktı. Bunun Suriye’de Esad’ı güçlendireceğini açıkladı. Terör örgütü PKK – PYD Kürt koridoru kurarken, arkalarında artık sadece ABD ve Avrupa yok. Türkiye ile Rusya arasında yaşanan bunalım nedeniyle Rusya’nın da bu örgütlere desteği arttı. PYD Moskova’da büro açtı. Türkiye ise Suriye hava sahasına, meşru müdafaa için bile olsa, giremiyor.

İRAN BÖLGESEL REKABETTE ÖNE GEÇTİ

5) İran, nükleer anlaşma sonrasında küresel siyasete ve piyasalara dönerken, bölgesel rekabette Türkiye’nin önüne geçti. İki ülke arasında Arap Baharı, Irak, Suriye, Yemen gibi başlıklardaki zıt tutumlar, Türkiye’nin Suudi Arabistan’la yakınlığı, sadece siyasi değil ticari ilişkileri de olumsuz etkiledi. 2012’de ambargoya rağmen 22 milyar doları bulan dış ticaret hacmi, hedef 35 milyar dolar olduğu halde, 2015’te 10 milyar dolara düştü. Sınır kapılarında, gümrüklerde sorunlar belirdi. Yıllardır dengeli rekabet yürüten, yabancı yatırım çekme konusunda rakip olsalar da, son kertede birbirini tamamlayıcı nitelikte ekonomilere sahip olan iki ülkeden İran’ın Türkiye’nin en önemli enerji tedarikçileri arasında bulunması, Ankara’nın elini zayıflatıyor.

6) Ortadoğu’nun sözcüsü, İslam’ın öncüsü, ümmetin lideri, bölgenin önderi olarak pazarlanan Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanı, Irak’taki özerk yapının yanına Suriye’deki özerk yapının eklenmesine büyük katkı sundu. Akdeniz’e uzanan Kürt koridoru, Irak ve Suriye’de tamamlandı. Sırada Hatay ve İskenderun üzerinden, Türkiye’nin de koridora eklenmesi var. Emperyalizmin Büyük Kürdistan projesi için geriye bir tek İran’ın parçalanması kalıyor. Türkiye’nin Kıbrıs’tan çekilmeye, KKTC’yi gözden çıkarmaya, havaalanı ve limanlarını Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne açmaya hazırlandığı hesaba katıldığında, eş başkanlığın görev tanımı da saptanmış oluyor.

Kıssadan Hisse: Kurtuluş Savaşı veren, vatanı işgalden kurtaran, milli devleti, Cumhuriyet’i kuran, devrimleri yapan Atatürk’e ve kahramanlara sövmenin; şehitlere “kelle”, terör örgütü liderine “sayın” demenin; “milliyetçiliğin her türlüsünü ayaklar altına almanın”; “Irak’ta savaşan ABD askerlerinin sağlığına duacı” olmanın sonuçlarını yaşıyoruz.

Barış Doster

Odatv.com

About armadmin 9319 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.