anadoluverumelimedya.com

Cumhurbaşkanı yargılanabilir mi?

Ülgen Zeki Ok

AKP–Cemaat, AKP-HDP ve Erdoğan-Gül arasındaki savaşlar alevlendikçe hukukun önemi ortaya çıkıyor. Gücü ele geçirenler, yasaları hiçe saydıkça veya çıkarları doğrultusunda eğip büktükçe, ülkede düzenin yerini giderek bir kaos ortamı alıyor. Kaos bir gün sona erecek ve suçlular hesabını hukuk önünde verecekler.

Reklam alanı

Bizi halk seçti, istediğimizi yaparız, bu devirde parti kapatmak mı kaldı?” diyenler, şimdi yasalara uymadıkları gerekçesiyle, HDP milletvekillerini yargılamak, milletvekilliklerini düşürmek, belki de partiyi kapamak hevesindeler. Demek ki neymiş? Seçilmiş olanlar da yasalara uymakla yükümlüymüşler!

Peki, HDP de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurursa ve “AKP Anayasa Mahkemesi’nin hukukçu üyelerinin oybirliği ile ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı’ olduğu tescillenmiş bir partidir, o günden bugüne dek şunları şunları yapmıştır, artık Ankara’nın göbeğinde hilafet yanlısı gösteri bile yapılmaktadır, AKP kapatılmalıdır” derse ne olur?

Başsavcı dava açmazsa HDP, Yargıtay Ceza Dairesi Başkanlarından oluşan Yasakları İnceleme Kurulu’na başvurabilir; kurul başvuruyu kabul ederse, Başsavcı kapatma davasını açmak zorunda. O zaman seyreyleyin cümbüşü…

Ayrıca, terörü bugüne getiren ‘Çözüm Süreci’, AKP ve HDP’nin ortak ürünü değil mi? Bakın HDP’li Sırrı Süreyya Önder ne diyor: “Eğer bizi çözüm sürecinden dolayı yargılayacaklarsa, kimse kusura bakmasın ama başta Yalçın Akdoğan olmak üzere, başbakan da cumhurbaşkanı da benimle birlikte yargılanacak.”

Gelelim cumhurbaşkanının yargılanması konusuna…

Cumhurbaşkanı görev dönemi ile ilgili olarak sadece ‘vatana ihanet’suçuyla yargılanabiliyor. Bunun için 184 milletvekilinin (1/3) önerisi ve 413 milletvekilinin (3/4) kararı ile Yüce Divan’a sevk gerekli; önermesi kolay, sevki zor yani. ‘Vatana ihanet’ yasalarımızda tarif edilmemiş; o zaman eski kanunlarımıza ve Avrupa’ya bakalım.

Meclisimizde 1920’de kabul edilen İhanet-i Vataniye Kanunu’na 1925’te‘Dini ve dinin kutsal değerlerini alet ederek devlet şeklini değiştirmek, başkalaştırmak, devletin güvenliğini bozmak’ dahil edilmiş ve bu kanun 1991’de Özal döneminde yürürlükten kaldırılmış.

İtalya Anayasası’nın 90. maddesi ‘anayasayı çiğneme’, Yunan Anayasası’nın 49. maddesi ‘anayasanın kasten zedelenmesi’durumunda cumhurbaşkanının suçlanabileceğini söylüyor. Duverger ve Vedel gibi önemli hukukçular da anayasanın açık, ağır ihlalini ve kötüye kullanılmasını ‘vatana ihanet’ kabul ediyor.

Ayrıca, Türk Hukuk Kurumu Başkanı Sabih Kanadoğlu diyor ki:“Cumhurbaşkanının, başbakan iken işlediği iddia edilen eylemler hakkında, 55 milletvekili imzasıyla Meclis soruşturması açılabilir. Meclis Başkanının bunu iade etme yetkisi yoktur.”

Herkes ‘yeni anayasa’nın nasıl olması gerektiğini konuşurken, şu anki Meclis’in yeni anayasa yapma konusunda hukuken ‘yetkisiz’ olduğu son derece açık (Bakınız üç yıl önceki “Bu Meclis neden ‘yeni anayasa’ yapamaz?” başlıklı yazım).

Kartallar yüksek uçar, ama çakılmaları da şiddetli olur” diyen İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal’ı; hilafet çağrısı yapanlar ve buna sessiz kalanlar hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nu kutlarım. Gerçekleri anlatarak halkı aydınlatmada yetersiz kalan muhalefet partilerinin yerini Kanadoğlu, Kocasakal, Eminağaoğlu gibi bilgili, dürüst ve cesur hukukçular dolduruyor. Onların görüşlerini halka yeterince aktarmayan büyük bazı gazete ve televizyonların görevi de sivil toplum kuruluşlarına ve duyarlı bireylere düşüyor. İlgili video ve yazıları sosyal medyada paylaşarak yaymak, bu nedenle çok önemli…

Türkiye’yi yakında yeniden aydınlatacak ışığın İzmir’den yayılacağını düşünüyorum.

http://gazetedokuzeylul.com/?p=37575

About armadmin 9319 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.