anadoluverumelimedya.com

Çanakkale – 18 Mart

Çanakkale Savaşı’nın başlangıç koşullarına dünkü yazıda değindim.

Reklam alanı

Geldiğimiz noktada İngilizler ve Fransızlar Rusya’ya destek sağlamak amacı ile Boğazlardan geçerek Karadeniz’e ulaşmaya karar verdiler. Bu savaşta İngilizler her zaman Fransızlardan bir adım daha ileride ve asıl yönetici konumunda idiler.

Çanakkale Savaşı dendiğinde bunu kesinlikle 2 bölüme ayırmak gerekir. 3 kasım 1914 tarihinde İngiliz-Fransız armadasının kısa süreli bir bombardımanıyla başlayan, Boğazlar’ı yararak Marmara’ya girme girişimi 18 mart tarihinde, müttefiklerin geri çekilmesi ile sonuçlanmıştır. 5 hafta kadar taraflar hazırlık yapmış ve sonra 25 nisanda kara harekatı başlamıştır. Mustafa Kemal’in aynı gün ön plana çıktığı savaş da bu çok kanlı geçen kara savaşlarıdır.

Başkomutanlık emrinde bulunan Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı, Boğaz’ı savunmakla görevlendirilmişti. Boğaz savunmasının temeli, karadaki topçu bataryaları ve mayın engellerine dayanmakta, donanma tarafından da desteklenmekteydi. Müstahkem Mevki komutanı Cevat Paşa idi.

[Cevat Paşa 1909-1910 yılları arasında Harp Akademisi Komutanı olarak görev yaptı.  Ocak 1911 ve 1912’de 1. Ordu Kurmay Başkanı oldu. Balkan Savaşları‘nda Eylül 1912-1913 tarihleri arasında Şark Ordusu Kurmay Başkanı, Çatalca Ordusu Topçu Komutanlığı Kurmay Başkanı olarak görev yaptı. Savaş sonrası Şubat 1913-1914 tarihleri arasında 9. Tümen Komutanı ve iki defa Osmanlı-Bulgar Sınır Komisyonu Başkanlığı görevinde bulundu. 29 Kasım 1914 tarihinde Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı görevine atandı. Komutanlık boğazın ve kıyıların savunmasından sorumluydu. 18 Mart 1915 tarihindeki Çanakkale Deniz Savaşları’ndaki üstün başarıları dolayısıyla 19 Mart 1915 tarihinde tekrar Mirliva rütbesine terfi etti ve Paşa oldu. Bu başarısından sonra “18 Mart Kahramanı” unvanını aldı.]

Paşa’nın özgeçmişini burada vermemin sebebi, Osmanlının bu savaş boyunca elinden gelenin en iyisini yaptığını, bütün güçlerini buraya yönlendirdiğini  ve hayatı pahasına burada savaştığını göstermek içindir. En iyi komutanlar buraya gönderilmiş, ülkenin bütün imkanları seferber edilmiş ve imparatorluk bir varoluş savaşı vermiştir. Çanakkale Savaşı Anadolu’da Türklerin varoluş savaşına dönüşmüş ve ileride kurulacak cumhuriyetin temelini atmıştır. Burada yıldızlaşan Mustafa Kemal Anadolu’ya geçtiği zaman kurduğu orduya ilk olarak Çanakkale’den sonra terhis edilip evlerine yollanan ve tanıyan insanlar katılmıştır.

Müttefiklerin amacı kendi askerlerini tehlikeye atmadan, Boğazların iki yanını yoğun bir bombardıman altına alarak Karadeniz’e geçmekti. Bu amaçla çok kuvvetli bir armada kurdular. Bu armadaya kazanılacak başarıdan pay almak için Ruslar da Askold zırhlısı ile katıldı.

Kurulan sistem şöyleydi: Dörder gemi yan yana sıralar halinde ilerleyecekti. Bir sıra İngiliz gemileri, bir sıra Fransız gemileri şeklinde. Ön sırada yer alan 4 gemi iki yanı yoğun bir bombardımana tutacak, sonra onlar dönecek, arkasında sıradaki dört gemi bombalayacak ve bu böyle devam edecekti.

Çanakkale yarımadasının burnunda bulunan Seddülbahir ve altta Anadolu yakasındaki Kumkale daha ilk günlerde yoğun bombardımana tutuldu ve gemiler buradan ileri geçmeyi başardılar. Ancak Çanakkale Boğazı’na giremiyorlardı, çünkü orası yoğun bir şekilde mayınlanmıştı. Bu mayınlar Osmanlı’nın savaş ortağı olan Almanya’dan getirilmişti. Boğaz Savunmasının her hattında Alman subaylar da görevlendirilmişti.

Bu yoğun bombardımana her iki yanda bulunan bataryalardan karşılık veriliyordu. 18 marta kadar olan süre zarfında her iki taraftan da kayda değer bir kayıp olmamıştır.

Yukarıdaki sırtlardan savaş izlenirken bir subay (bazı kaynaklara göre Alman) sağa dönüş yapan gemilerin Karanlık Koy üzerinden bunu gerçekleştirdiğine dikkat çekerek bu koyun mayınlanmasını istedi.  Almanya’dan getirilen mayınlardan 26 adet kalmıştı. Osmanlının da bir adet mayın gemisi vardı: Nusrat. İki gün önce kalp krizi geçiren Nusrat’ın genç komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey israrlara rağmen bu görevi başkasına verdirtmedi ve 7 martı 8’e bağlayan gece düşman gemilerinin projektörlerine yakalanmamayı başararak bu 26 mayını Karanlık Koy’a döşedi.

Meşhur 18 mart da diğer günler gibi başlamıştı. Gemiler arka arkaya ilerliyor ve etrafı yoğun bombardımana tabi tutuyorlardı. Bu bombardımanın şiddetinden Seyit Onbaşı da bulunduğu Rumeli Mecidiye tabyasında bayılmıştı. Kendine geldiğinde Boğaz’a doğru ilerleyen gemileri ve yanında duran topu gördü. Top sağlamdı ama onun atacağı gülleyi kaldıran vincin ayağı kırılmıştı. “Hele bir yardım et” dedi yanında duran arkadaşına ve tek başına o gülleyi topun ağzına sürdü. (Savaştan sonra bunu tekrar denemek istemiş ama yapamamıştır). Gemilerden biri bu gülle ile vuruldu. Az sonra bir gemi mayınlara çarptı. Arka arkaya düşmanın 7 gemisi battı ve düşman geri çekildi. İşte o gün İstanbul’da bir caminin mahyasına “Çanakkale Geçilmez” yazıldı.

Bu gün, üzerinde güneş batmayan imparatorluk ve müttefiklerinin bütün çabalarına ve dünyadaki en güçlü donanmalarına rağmen, Osmanlı İmparatorluğu’nun onlara geçit vermemesini kutluyoruz.

Müttefikler bu yenilgiden sonra karadan harekat dışında bir yol olmadığına karar vermişler ve asker toplamaya başlamışlardır. Bu başka bir yazının konusu olacaktır.

About armadmin 9319 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.