anadoluverumelimedya.com

Oylarımıza sahip çıkmak için sandık savunmasına…

Can Uğur / Birgün

Reklam alanı

Seçim güvenliği konusu seçimlerin en önemli noktasını oluşturuyor. Muhalefetin ortaklaştığı konu 16 Nisan Anayasa Referandumu’nda yapılan benzer hukuksuzluklara engel olunursa AKP kaybeder. Bunun nasıl yapılacağı konusunda farklı fikirler mevcut. Sandık hırsızlığına karşı güvenlik konusunda muhalefetin birleşmesi öne çıkan görüşlerden.

Dün yazı dizimizde yer alan CHP ve İYİ Parti temsilcileri, farklı oluşumların güvenlik konusunda birbirinden yararlanmaları gerektiğinin altını çizdi. Bugün de HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ile Saadet Partisi Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Karaman seçim güvenliği konusundaki sorularımıza yanıt verdi. HDP’li Beştaş “Diyelim ki bu şartlar değişmeden bir seçim gerçekleşti, o vakit de halkla birlikte omuz omuza bu karanlık tünelden geçeceğimize hiç kuşkum yok. Zira daha evvel de pek çok kez türlü yasal ve pratik anlamda engellemelere maruz kalmış bir gelenekten gelen bizler, her türlü engeli aşmaya muktediriz” diye konuştu. SP’li Karaman ise “Bütün partiler adil bir seçimin yapılmasından ve seçim sonuçlarının güvenli bir şekilde neticelendirilmesinden sorumludurlar” dedi. İşte sorular ve iki partinin temsilcilerinin verdiği yanıtlar…

»Seçim güvenliğini sağlamak için planlarınız nelerdir?

»Seçim güvenliği için diğer partilerle/demokratik kitle örgütleriyle ittifak planınız var mı?

»Seçim güvenliği konusunda yurttaşları nasıl harekete geçireceksiniz?

***

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beştaş: Karanlık tüneli el ele geçeceğiz

OHAL’in kaldırılmadığı, hukuk dışı KHK’ler ile ülkenin yönetildiği bir gerçeklikte yapılacak olan seçimlerin de bir meşruiyetinin olmayacağı açıktır. 20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL, üçer aylık uzatmalarla bugüne kadar sürdürülmüştür. Kaldı ki ülkenin içinde bulunduğu durum OHAL’in de ötesinde sıkıyönetim şartlarına tekabül etmektedir. İlan edilen KHK’lerle hem ülkenin yeniden dizayn edildiği hem de iktidarın elini güçlendirmek adına yeni kadrolaşma harekâtının başlatıldığı bir süreç içerisindeyiz. Binlerce kamu çalışanı KHK’lerle ihraç edilirken hükümet diğer yandan kamu kurum ve kuruluşlarını kendi yandaşları ile yeniden organize etmiştir. Yine tarihe geçecek bir görüntü hâkim ve savcı adaylarının kura töreninde söz konusu olmuş, yeni atanan hâkim-savcılar Cumhurbaşkanı’na biat ettiklerini o salonda tüm kamuoyuna ilan etmiştir. Artık iktidar yargı ordusunu da kurmuş olup tüm kamu gücünü arkasına almıştır.
Diğer yandan tek sesli bir medya 7-24 iktidar partisine hizmet etmekte, ülke gerçekleri halktan saklanmaktadır. Her gece ekranlarda yurttaşlar iktidar partisinin başlattığı tartışmaları daha doğrusu monologları izlemeye mahkûm edilmektedir. İktidarın kendi koordine ettiği bu programlarda iktidarın sözcüleri yahut yandaşları üstelik moral bozucu bir tonda seçim gündemini ele almakta, boykot yahut olası adaylar üzerinden çeşitli tartışmalar yürütülmektedir. Çünkü amaç ana eksenden çıkmak ve seçimlere meşruiyet kazandırmaktır. Yani adaylar ve boykot üzerinden esası kaybettirmek gibi bir gayeleri var. Oysa ülke gerçekliği bambaşka bir hat üzerindedir. OHAL hala kalkmamışken ve ülke normalleşmemişken, KHK’lerle getirilen düzenlemeler hala yürürlükte tutulurken, milletvekilleri hâlihazırda daha cezaevinde iken, ülkenin anayasasızlaştırıldığı bir zeminde meşru ve demokratik bir seçimden söz etmek mümkün değildir. Üstelik 16 Nisan Referandum’unun sonuçları dahi meşru bir zeminde değilken, bu referanduma odaklı bir seçim gündemi şimdiden meşruiyetini yitirmiştir. Bu nedenle öncelikle tartışılması gereken husus OHAL’in kaldırılması, hukuka aykırı KHK’lerin geri çekilmesi ve kuşkusuz demokratik bir Anayasa’nın oluşturulmasıdır. Fakat şunu da ifade etmekte fayda var, bu koşullar altında seçime gidilse dahi çaresiz değiliz. Her türlü engeli aşacak güç ve irade her zamankinden daha fazla şu an.

•••
»Seçim güvenliği için en büyük ittifakı halkımızla birlikte kuracağız, kuşkusuz. Ancak ifade ettiğim üzere demokratik kamuoyunun da ana hattan çıkmaması ve içinde bulunduğumuz hal ve şartların bilincinde hareket etmesi elzemdir. Parlamentoyu çalıştırmayan, milletvekillerini tutuklayan, halk iradesini gasp eden, yargı ve medya başta olmak üzere tüm güçleri elinde bulunduran iktidarın ülkeyi adeta sıkıyönetim şartları altında seçime götürmesi demek demokrasinin kırıntılarının dahi elden gitmesi anlamına gelecektir. Bu nedenle demokratik kamuoyuna çağrım bu ana hat üzerinde birleşmek ve demokratik bir ortamda seçime gitmenin yollarını birlikte örnek olacaktır. Diğer yandan diyelim ki bu şartlar değişmeden bir seçim gerçekleşti, o vakit de halkla birlikte omuz omuza bu karanlık tünelden geçeceğimize hiç kuşkum yok. Zira daha evvel de pek çok kez türlü yasal ve pratik anlamda engellemelere maruz kalmış bir gelenekten gelen bizler her türlü engeli aşmaya muktediriz.

•••

»Az evvel de ifade ettiğim üzere seçim tartışmalarından önce tartışılması gereken içinde bulunduğumuz anayasasızlaştırılmış, hukukun askıya alındığı, faşizmin örüldüğü, demokrasinin rafa kaldırıldığı, haklara savaşın dayatıldığı ortamdır. Fakat böylesi bir ortamda bir seçim gerçekleşse dahi biz halkımızı asla alternatifsiz bırakmayız. Gerekli koşullarda çareyi biz üretiriz ve yaratırız. Zira önümüzde önemli bir demokrasi eşiği bulunuyor ve bu eşiği yıkmak tarihsel bir öneme de sahip. Bu eşiği ya şimdi geçeceğiz ya da seçimlerle birlikte. Ancak temennim odur ki seçimler meşru bir zeminde demokratik kurallar çerçevesinde gerçekleşsin.

***

SP Genel Başkan Yardımcısı Karaman: Görevimiz sandığı savunmak

Seçime katılmaya hak kazanan partilerin son yapılan milletvekili genel seçimlerinde aldıkları oylara göre ilçe seçim kurullarında asıl üye veya temsilci bulundurma hakları vardır.

Aynı zamanda il seçim kurullarında da temsilci bulundurabilirler.

İl ve ilçe seçim kurullarında görev yapacak üye ve temsilcilerimizin isimleri seçim kurullarına Ocak 2018 tarihinde bildirilmiş ve eğitim çalışmaları devam etmektedir.

Ayrıca önümüzdeki seçimlere katılmaya hak kazanan partilerin de seçime liste vererek katılmaları halinde sandık kurullarında asıl üye veya müşahit bulundurma hakları vardır. Bu listeler Yüksek Seçim Kurulunun seçim takvimini ilan etmesinden sonra ilgili seçim kurullarına verilecektir.

Zaten Saadet Partisi olarak seçimlerden önce sandık bazlı çalışmayı prensip edinen bir partiyiz.
Her sandıkta bir baş müşahit, 4 tane de müşahidimiz görevlerini seçim öncesi bütün seçmenler üzerinden sohbetlerle titizlikle takip etmektedirler.

•••

»Seçmen listelerinin askıya asılmasından seçimin neticesi alınıncaya kadar her bir kademede görevli üyelerimizin görevlerini nasıl yerine getirecekleri konusunda eğitimleri sürekli yapılmaktadır. Yazılı dokümanlarla da desteklenmektedirler.

Her siyasi parti ile seçimin adil bir şekilde yapılması ve güvenliği konusunda çalışılmasından daha doğal bir şey olamaz herhalde.

Bütün partiler adil bir seçimin yapılmasından ve seçim sonuçlarının güvenli bir şekilde neticelendirilmesinden sorumludurlar.

•••

»Seçmenlerimizin en önemli görevlerinden birisinin her ne maksatla olursa olsun hiçbir bahane üretmeden sandık seçmen listelerini kontrol etmesi ve muhakkak sandık başına giderek oyunu kullanması hususunda uyarılması için teşkilatlarımız gereken bilgilendirmeleri yapmaktadır.

 

About armadmin 9319 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.