anadoluverumelimedya.com

Bahriye İdadisi’nden Bahriye Mektebi’ne

E) TUĞAMİRAL HAKAN ERAYDIN / DENİZ LİSESİ KOMUTANI (2005-2006)

Reklam alanı

15 Temmuz hain FETÖ kalkışmasının çok önemli neticelerinden birisi askeri okulların derhal kapatılması oldu. Zaman içinde statüleri her anlamda değişse de Harp Okulları öğrenci kabulüne başladı; Harp Akademileri de Karargâh Subaylığı eğitimi ile yoluna devam etme imkânı buldu. Harp Okullarının esas öğrenci kaynağı olan askeri liseler; Kuleli, Deniz Lisesi, Maltepe ve Işıklar ise maalesef halen kapalı.

Askeri liseler öncelikle kendine özgü mimarisi, tarihsel geçmişi, bulundukları semte kazandırdığı simgesel değer ile birer sosyal olgudur, semboldür. Deniz Lisesi Prens adalarının; Kuleli de sadece Çengelköy’ün değil, İstanbul Boğazı’nın simgesidir. Heybeliada iskelesine yaklaşan şehir hatları vapurundaki yolcunun, Deniz Lisesi’nin ön bahçesinde veya amfi pencerelerinde gördüğü gencecik bahriyeliler içini titretir; gururla seyreder. Kendisini, ailesini, ülkesini güvende hisseder. Övünç duyar, göğsü kabarır; Heybeli’yi, adaları bahriye ile özdeşleştirir.

Uzaktan gülümseyerek seyrettiğimiz bu gencecik bahriyeli; askeri lise öğrencisi kimdir? Genellikle geldikleri il veya bölgenin çalışkan, saygılı, düzgün fizikli; içlerinde zengini bulunmayan, orta gelir grubunun gençleri. Aralarında, ilk kez yemekte çatalın yanı sıra bıçak kullananlar bile var. Sanat bilgileri kısıtlı; çok azı klasik müzikten haberdar. Bu tertemiz Anadolu gençlerinin bazıları yaşamlarında sadece birkaç kez denizi görmüş; yarıya yakını yüzme bilmez. Askeri liseyi tercihlerine genellikle maddi yetersizlikleri veya silahlı kuvvetleri tanıyan, seven öğretmenleri vasıta olmuş.

14 yaşında belki de ailesinden ilk ayrılığıdır, bu en genç bahriyelilerin. Lumbarağzı’ndan attığı ilk adım ile artık yeni bir camianın, yaşam boyu bir ferdi olur. Saç tıraşlarını olup, üniformalarını giydikleri andan itibaren iyice birbirlerine benzerler. Muhteşem Heybeli panoraması, Çam Limanı, hep ısınan binalar, 24 saat akan sıcak su, kendilerine verilen melbusat, akıllı tahtalarla donatılmış sınıflar, bilgisayarlar, spor imkanları, konser, tiyatrolar onları hem şaşırtır hem de çocuklar gibi sevindirir. Günler geçtikçe aralarındaki dostluk pekişir; yakınlaşırlar. Hayatında ilk kez karşılaştığı diğer genç adamlar ve hatta sonrasında onların eşleri, evlatları ile artık yaşamı boyunca beraber olacaktır. Okuluna, bahriyeye aidiyet duygusu gelişmektedir. Başlangıçta soğuk bir okul olarak gördüğü bu tarihi, görkemli binalara giderek alışır, ısınır. Ancak, yaşamının sonraki döneminde bu yuvayı böylesine özleyeceğini, her bulduğu fırsatta Heybeli’ye, okuluna koşarak geleceğini; burada geçmişinden, anılarından izler arayacağını henüz bilmemektedir.

Bu arada dersler ve eğitim programı giderek zorlaşır. Sınavlarda yeterli notu alamayanlar hafta sonu iznine çıkamaz, zorunlu etüde kalır. Aileler ise durumdan hoşnuttur. Ergenlik çağındaki, 14-17 yaşlarındaki evlatlarının maddi ve manevi sorumluluklarına okul idaresi de ortak olmuştur. Okulda, komutanından öğretmenine, aşçıbaşına, müstahdemine kadar herkes, gözlerinin önünde büyüyen, gelişen bu genç bahriyelileri selametle Harp Okulu’na göndermek üzere seferber olur. Zira ana, babalarının ve ödediği vergisiyle Türk Milleti’nin emaneti olan bu delikanlılar en iyi şekilde Harp Okulu’na hazırlanmak durumundadır.

Peki; hazırlık sınıfı ile birlikte 5 yılın sonunda mezun olan Deniz Lisesi öğrencisi hangi niteliklere erişmiştir? O, bilim yarışmalarında ödüller kazanacak kadar iyi bir lise eğitimi almıştır; yelken, kürek ve yüzmeyi öğrenmiştir. Fiziğini geliştirmiştir; çok iyi bir İngilizce’ye sahiptir. Sanat türleri ile tanışmıştır, takip etmektedir. O artık gencecik yaşında temel disipline sahip bir asker adayı; gemi havasını solumuş, deniz tuzunu tatmış genç bir bahriyelidir. Aidiyet duygusu gelişmiştir. Bu bahriyeli daha 17-18 yaşına gelmeden rüzgârla tanışmış, dost olmuş; rüzgarla iş birliğini öğrenmiştir, denizcilik konusunda yaşıtlarına göre emsalsiz yol kat etmiştir.

Temel öğrenci kaynağı Deniz Lisesi olan Deniz Harp Okulu’nda öğrenciye üç yönde eğitim verilmesi hedeflenir; askerlik, denizcilik ve mühendislik eğitimi. Emek ve zaman isteyen, askerlik ve denizcilik konusunda ilave açıklamaya ihtiyaç yok sanırım. Peki niçin iyi bir mühendislik eğitimi? Zira, modern yönetim modellerini öğrenmiş; uluslararası hukuk, diplomasi, yabancı lisan/lisanlar bilen bahriye subayı yaşamı boyunca teknoloji ile iç içe olacak; günün en gelişmiş silah sistemlerini kullanacak, öğretecek ve geliştirecektir. Tıpkı MİLGEM’de; kendi komuta-kontrol sistemlerini inşa etmede başardığı gibi…

Gün 24 saat olduğuna göre bu nasıl yapılacak? Sadece iyi bir mühendislik eğitimi vermeye çalışan sivil üniversitelerimiz bile zaman darlığından yakınırken, bunun üstüne sivil liseden alınan bir öğrencinin askerlik ve denizcilik donanımı nasıl sağlanacak? Bu rasyonel soruya verilecek cevap bizi Deniz Lisesi’nin kurulma gerekçesine kadar geriye götürür.

Deniz Lisesi’nin niçin kurulduğunu Sayın Oramiral (E) Özden Örnek yeni yayınladığı “HEYBELİ-ADA’DA BİR IŞIK Deniz Harp Okulu ve Lisesi (1957-1964)” isimli kitabında çok güzel anlatıyor; “Bahriye İdadisi’nin kuruluş nedeni Okul Nazırı Patrona Mustafa Paşa’nın 1848 yılında hazırladığı raporda ayrıntılı olarak yer almaktadır: Halen (1848) mektepte mevcut öğrencilerin çoğu sabi olup henüz ne Kur’an-ı Kerim okuyabiliyorlar; ne de doğru dürüst yazı yazabiliyorlar…”

Patrona Mustafa Paşa raporunda açıkça ve cesaretle o günkü ismi ile Bahriye Mektebi’ne gelen öğrencilerin yeterli bilgi ve birikime sahip olmadıklarından burada verilen eğitimi takip edemediğinden yakınmaktadır. İşte bu nedenle 165 yıl evvel, 1852 yılında Bahriye Mektebi’ne gelecek öğrencileri yetiştirmek üzere Bahriye İdadisi kurulur. Bu gerekçe daha sonraki dönemlerde Kara ve Hava liseleri için de geçerli olacaktır.

 

Günümüzde de durum çok farklı değil; eğitim-öğretim sistemi konusunda maalesef zihinler çok karışık. Millî Eğitim Bakanlığı, değişen bakan sayısı, sistem ve müfredat sayısı ile sürekli gündemde ve eleştiriliyor. Eğitim-öğretimin giderek zayıfladığından, beyin göçünün liselere kadar genişlediğinden yakınıyoruz; hükümet yeni çözümler arıyor. Yeni getirilen her bir sistem kısa sürede terk ediliyor ve yeni bir sistemin denenmesine başlanıyor. Nitekim, 2017-18 eğitim-öğretim yılı çoktan başladı; ancak lise ve üniversite imtihanlarına girecek adaylar halen karşılaşacakları sınav sistemini anlamaya, çözmeye çalışıyorlar.

Her anlamda kendini korumayı başarabilen, kurumsallaşmış sivil liselerin öğrencileri son dönemde bilinçli ve bilinçsiz şekilde iyice yıpratılan askerlik mesleğini, harp okullarını pek tercih etmiyor; diğer liselerin ise durumu ortada. İşte bu nedenler, eğer 21. yüzyıl vizyonuna sahip, yukarıda özellikleri sıralanan bahriye subayları yetiştirme konusunda samimiysek, 1850’lerde olduğu gibi harp okullarına kendi kaynağından; yani kendi lisesinden öğrenci almasını daha da zorunlu kılıyor.

Askeri liselerin kapalı kalması durumunda bu üç yönlü temel bilgiye sahip subay nasıl yetiştirilecek? İşte bırakın kapatmayı, tam da bu nedenle günümüzde askeri liselere olan ihtiyaç geçmişe göre daha da fazladır. Eğer kapatılma gerekçesi FETÖ cerahatinin sınav sisteminde yanlışlara, usulsüzlüklere neden olması ise yapılması gereken bunun düzeltilmesidir. 1852 yılında kurulan Bahriye İdadisi (Deniz Lisesi) Osmanlı döneminin, Cumhuriyet dönemine aktardığı en önemli kurumsal miraslar arasındadır. Hepimize düşen görev bu mirası gözbebeğimiz gibi korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmaktır.

Nice 18 Kasım’lara.

HAKAN ERAYDIN KİMDİR?

1983 yılında Deniz Harp Okulu’ndan birincilikle mezun oldu. 1988-1991 yılları arasında ABD/Naval Postgraduate School’da yüksek lisans öğrenimini tamamladı. 1996-1998 yılları arasında Deniz Harp Akademisi eğitimini birincilikle tamamlayarak kurmay subay oldu. 1998-2001 yılları arasında Batı Avrupa Birliği/Brüksel-Belçika’da çalıştı; askeri karargâhın sözcüsü olarak görev yaptı.

Yurda dönüşünde 1 sene süreyle Harp Akademilerinde öğretim üyeliği yaptı. Bu dönemde Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden de mezun oldu. Meslek yaşamı boyunca TCG Yücetepe ve Yavuz Sınıfı firkateynlerde çalıştı.

2003-2005 yılları arasında Dz.K.K. Özel Sekreteri, 2005-2007 yılları arasında Deniz Lisesi Komutanı olarak görev yaptı. 30 Ağustos 2007 tarihi itibarıyla Amiralliğe terfi etti.

2007-2010 döneminde 3 yıl süreyle Millî Savunma Bakanlığının Genel Plan Prensipler Başkanı olarak görev yaptı. 2010-2011 yılları arasında Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığını deruhte etti. 2011-2014 yılları arasında Balyoz davası nedeniyle Hasdal ve Silivri cezaevlerinde kaldı. 2012 yılında cezaevinde emekliye sevk edildi.

Deniz Eraydın ile evli olup, Cansu’nun babasıdır. İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

aydınlık

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.