anadoluverumelimedya.com

178 yıl sonra yeniden Saray istihbaratı

NURCAN GÖKDEMİR / Birgün

Reklam alanı

İstihbarat devleti için en önemli adım OHAL kapsamında çıkartılan 694 sayılı KHK ile atıldı. 15 Temmuz gecesi yeterli istihbarat akışının olmadığı iddia edilen MİT Müsteşarlığı, Başbakanlık’tan alınıp Cumhurbaşkanlığı’na bağlanırken istihbaratın koordinasyonu ve yönetilmesi için AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu (MİKK) oluşturuldu. Böylece 2015 yılında TBMM’ye sunulan bir yasa teklifinin içinde yer alan ancak son dakikada komisyondan geri çekilen madde ile kurulması askıya alınan kurul, KHK ile hayata geçmiş oldu. KHK ile 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları döneminde MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadesinin alınması ile ilgili yaşanan tartışmalara da “Devletin çıkarlarının veya görevin gizliliğinin zorunlu kıldığı hallerde MİT Müsteşarının tanıklığı Cumhurbaşkanının iznine bağlıdır” denilerek nokta konuldu. Yeni düzenlemeye göre, soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kararlarına karşı 10 gün içinde Danıştay Birinci Dairesi’ne itiraz edilebilecek. İtirazlar en geç 3 ay içinde karara bağlanacak ve verilen kararlar kesin olacak. İzin verilmesi üzerine soruşturma, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılacak.
Adım adım istihbarat devletine
Askeri darbelerden hiçbir zaman hükümetlerin haberinin olamadığı gerekçesiyle eleştirilen ‘MİT, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde istihbarat yapamaması’ düzenlemesi de KHK ile kaldırıldı. Milli Savunma Bakanlığı ile TSK’da görev yapan personele ilişkin istihbarat yürütme yetkisi de MİT’e verildi. Erdoğan’ın ‘Güvenlik ve istihbarat devleti’ modeli oluşturma çabaları çerçevesinde KHK ile atılan son önemli adıma kadar, bu yönde çok sayıda düzenleme yapıldı. Hükümetin 2014’te yerel seçimler öncesinde gündeme getirdiği ve hızla gündeme alınarak yasalaştırılan yasa teklifi ile MİT’e ‘süper yetkiler’ verildi. MİT’in görevleri, “Dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulu’nca verilen görevleri yerine getirmek”, “Dış istihbarat, milli savunma, terörle mücadele ve uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek, analiz etmek ve üretilen istihbaratı gerekli kuruluşlara ulaştırmak” ve “İstihbarat kapasitesini, niteliğini ve etkinliğini artırmak amacıyla, çağdaş istihbarat teşkilat usul ve yöntemlerini araştırmak, teknolojik gelişmeleri takip etmek ve uygun görülenleri temin etmek” olarak yeniden belirlendi.

MİT’in soruşturma ve kovuşturma aşamasında mahkemeler dahil tüm kurumlardan istediği bilgi, belge, veri ve kayıtları alabilmesinin önü açıldı. MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken, diğer kişilere verdiği zararların, idare tarafından tazmini ile çalışma kolaylığı getirildi.

MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerini herhangi bir yolla ifşa edenler ile bu bilgi ve belgelerin radyo, televizyon, internet, sosyal medya, gazete, dergi, kitap ve diğer tüm medya araçları ile yayımlanması halinde 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası uygulanması ile basın üzerindeki sınırlamalar arttırıldı. MİT’in, dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da operasyon yapabilmesinin yolu açıldı.

Örtülü ödenek Tayyip Erdoğan’a
MİT’i olağanüstü yetkilerle donatan bu düzenlemenin ardından yine sürpriz bir teklifle Başbakan’ın kullanımındaki örtülü ödeneğe Cumhurbaşkanı da ortak oldu. ‘Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile devlet itibarının gereklerine’ ilişkin örtülü ödenek kullanma yetkisi böylece ilk kez bir Cumhurbaşkanı’na verildi. Bu ortaklıktan sonra ödenekten özellikle de istihbarat ve güvenlik temelli olduğu sanılan harcama tutarlarında tarihsel rekorlar kırıldı. Meclis’ten geçen ve hükümetin demokratikleşmede önemli bir adım olarak sunduğu kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasanın uygulamalarından da muaf tutulması ile MİT’in en temel kişi hak ve özgürlükleri konusunda hareket serbestiyeti arttırıldı. Hükümet, bu süreçte MİT’in bütçe ödeneklerinde de dikkati çeken artışlar yaptı.

Adım adım kurumsallaştırılan istihbarat devleti yapılanmasının en önemli ayaklarından biri olan KHK düzenlemesi ile Osmanlı Devleti dönemindeki “Saray istihbaratı” dönemine dönülüyor. 1839 yılında Tanzimat dönemiyle başlayan II. Abdülhamid döneminde Yıldız İstihbarat Teşkilatı’nı dönüşen ve 1922 yılından 1925’e kadar Ordu’nun yürüttüğü istihbarat faaliyetleri son KHK ile resmen yeniden Saray’a bırakılıyor.

Mili güvenlik değil Erdoğan’ın güvenliği
“Bu adımlar milli güvenlik değil Erdoğan’ın kişisel güvenliğini sağlamak için atılıyor” diyerek KHK’ye tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın düzenlemelere ilişkin değerlendirmeleri şöyle: “Darbe fırsatçılığının yeni bir örneği ile uzun yıllardan bu yana 12 Eylül darbe hukukunun etkilerinden sıyrılma çabasında iken yeni bir darbe hukuku ile karşı karşıyayız. Son 694 sayılı KHK Türkiye’yi tam bir istihbarat devleti haline getiriyor. Yeni sistem, milli güvenlik kaygısı ile değil Erdoğan’ın kişisel güvenlik kaygısı, kendi güvenliğini sağlama ihtiyacıyla getirilmiştir.”

***

MİT, Erdoğan’a göre dizayn ediliyor

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, KHK’leri “Yine bir şafak vakti hükümetin, Cumhurbaşkanı’nın yaptığı bir operasyonla Türkiye’de Abdülhamit devleti ve yönetimi kurulmasının önü açılıyor” diye değerlendirdi. “MİT Recep Tayyip Erdoğan’a göre dizayn ediliyor” diyen Gök, sözlerini şöyle sürdürdü: Recep Tayyip Erdoğan’ın hafiye devletidir bu. MİT bildiğiniz gibi Recep Tayyip Erdoğan hangi makamdaysa ona göre bağlanıyor. Burada Recep Tayyip Erdoğan kendi derin devletini kuruyor. Cumhurbaşkanı öncelikle Başbakan’a güvenmiyor. Başbakan, MİT’e güvenmiyor. Recep Tayyip Erdoğan hiçbirine güvenmiyor ve ’illa suyun başında ben olacağım’ diyor. Şu anda MİT millilikten çıkmıştır. Anlaşılıyor ki Recep Tayyip Erdoğan büyük bir korku içerisinde.”

***

Milletin iradesine savaş ilanıdır
HDP Sözcüsü Osman Baydemir ise son çıkan KHK’ye ilişkin, ‘parlamentoyu tümden devre dışı çıkarma KHK’leri’ olarak nitelendirdi. KHK ile MİT Müsteşarlığının direkt Cumhurbaşkanı’na bağlandığını ifade eden Baydemir, şöyle konuştu: “Bu kararname milletin iradesine bir savaş ilanıdır. Kurulmak istenen AKP-MHP rejiminin de en belirgin hukuk dışı, yasa dışı kararnamesidir. Bir parti yargısı inşa ediliyor. Parti yargısı, parti ordusu, parti kolluğu, parti parlamentosu yani bir parti devleti inşa ediliyor. Kabul edilemezdir, anayasaya aykırıdır, ahlaka aykırıdır.”

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.