anadoluverumelimedya.com

Cephenin güveni: Askeri sağlık hizmeti

“Motivasyon Muharebe Değeri; Askerin Savaştaki Davranış Tarzları” isimli, Alman asıllı Emekli General Dirk W. Oetting’in kitabı, askerlerin motivasyonunu karmaşık yönleri ile ele almakta ve Silahlı Kuvvetlerdeki “güven” duygusunun ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha göstermektedir

Reklam alanı

Dr. Bahadır Taş / Aydınlık

“Silahlı Kuvvetlerin en etkili silahı, iyi eğitilmiş insan gücüdür. Harekete geçiren, harekete geçirilen ve yaratıcı olan bu güçtür. Harekete geçiren güç, lider kadrodur. Askeri liderin görevi komuta etmektir. Öncelikle öğrenilmesi gereken sanat budur. Komuta etme sanatının en önemli boyutu insan yönetimidir. Askeri lider komuta edeceği, harekete geçireceği insanı, onun değişik koşullar altındaki davranış tarzlarını öğrenmiş olarak kıtaya gelmeli ve değişen toplumsal koşulları takip ederek kendisini geliştirmelidir. Komuta edebilen askeri lider, birliğinin muharebe gücünü ve güven duygusunu yükseltmeye, muharebe değerini arttırmaya muktedir olur. O nedenle, “muharebe gücü” ve “muharebe değeri” gibi kavramların içeriğini ve bunların insan davranışları ile ilişkilerini kavramış olmalıdır.” Bu isabetli tespitiyle başlayan; “Motivasyon Muharebe Değeri; Askerin Savaştaki Davranış Tarzları” isimli, Alman asıllı Emekli General Dirk W. Oetting’in kitabı, askerlerin motivasyonunu karmaşık yönleri ile ele almakta ve Silahlı Kuvvetlerdeki “güven” duygusunun ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha göstermektedir.

Harp sahasındaki askerin güven duygusu; önündeki komutanı ve yanındaki silah arkadaşı ile birlikte, arkasında hissettiği sağlık hizmetiyle mükemmel seviyeye çıkar. Kafasında hiçbir belirsizliğin olmaması gereken asker, yaralandığı zaman kendisi için özel teşkil edilmiş bir sağlık sistemi olduğunu bilirse; akıl, kalp ve ruh olarak sadece cephede olur..

Askeri sağlık hizmetlerinin varlığı, bir ordunun destek (lojistik) hizmetlerinden biri olarak değil, doğrudan savaşın sonucu üzerine etki eden temel etmenlerden biri olarak başrol oynar. Biraz daha geniş açıdan bakarsak; barış döneminden itibaren gelişen savaş teknolojilerinin ortaya çıkaracağı sağlık sorunlarına uygun bir askeri sağlık sisteminin yapılandırılması ve sağlık ihtiyaçlarının en kötü olasılığa göre planlanması, askeri bir zorunluluktur. Tabip Binbaşı W. Hoffman’ın savaştan sonra (1920) kaleme aldığı ve Tabip Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey’in çevirisini yaptığı “Hidamatı Sıhhiye” (Sağlık Hizmetleri) kitabında şu ifadeler yer almaktadır; “Harp esnasında sıhhiye teşkilatında meydana gelen ufak bir hata bile hemen harbin seyrini olumsuz etkiliyor, derhal ortadan kaldırılma yoluna gidiliyordu.”

6 Ekim 1973’de başlayan ve Dördüncü Arap-İsrail Savaşı olarak da bilinen “Yom Kippur Savaşı” sonrası, İsrail ordusu savaşa katılan tüm askeri personele bir anket çalışması yapmıştır. Bu anketin sonucunda on ortak tespitten biri şuydu (Ben Shalit s.165); “Yaralıları kurtarmak için askeri sağlık personelinin gösterdiği çaba ve gayret, bizim cephedeki en büyük güvenimizdi.”

2 Nisan 1982’de Arjantin ile Birleşik Krallık ordularını karşı karşıya getiren “Falkland Savaşı” ile ilgili anılarını kaleme alan yabancı müellifler şu cümleleri tarihi bir not olarak bizlere bırakmışlardı (Wullich-”Falkland” s. 263, Heeresamt-”Falklandkrieg” s.15); “Askerler yaralandıklarında sıhhiye ekibinin kendilerine bakacaklarına, mutlaka kurtarılacaklarına emindiler. Bu onlarda tam bir güven ve emniyet duygusu yaratıyordu.”

Askeri tababetin ana esası; birliklerin sağlıklı ve zinde tutulmasını sağlayarak güçlendirmek ve muharebeye hazır halde tutmaktır. Cephe hattından başlayarak kademelendirilen sağlık desteği, bir birliğin savaşma gücünü belirleyen temel esaslardan biridir. Bu destek; hasta ve yaralıların tedavisi, tahliyesi ve sıhhi ikmal görevlerini içermekle beraber; tıbbi istihbarat, KBRN (kimyasal-biyolojik-radyolojik ve nükleer) risklerine karşı alınacak tedbirler, zayiatın azaltılması faaliyetleri ile birlikte savaşta bir sonraki aşamanın planlanması gibi harekâtın seyrini direk etkileyen çalışmaları da içerir. Günümüzün muharebelerinde; muharebe alanının genişlemesi ve derinliğinin artması nedeniyle sağlık destek kapasitesi bir caydırıcılık faktörü olarak savaş alanı etütlerinde yerini almıştır. Bu açıdan, askeri sağlık personelinin varlığı ve görevindeki başarısı, ordunun muvaffakiyeti için hayati önem taşımaktadır.

 

 

Hem sınırlarımız içerisinde, hem de sınır ötesi operasyonları başarı ile yürüten Türk Silahlı Kuvvetlerinin, günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda yeniden organize edilmiş bir askeri sağlık sistemine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Emekli General Dirk W. Oetting’in tanıttığımız kitabından bir cümle ile sözü bitirelim (s. 232); “Askerlerin yaralanma veya hastalanma halinde cephe hattından itibaren iyi bir tıbbi bakım göreceğine inanç, birliklerin muharebe morali için çok önemlidir”.

 

 

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.