anadoluverumelimedya.com

Krizlerin bedelini adil bölüşmezsek…

Çok kritik uyarı: Muhakkak dikkate alınması gereken bir yazı…  

Reklam alanı

armd

 

Bülent Esinoğlu / Ulusalkanal

Önce nasıl bir krizin içindeyiz onu anlamamız gerekir. Peşinen söyleyelim siyasal, sosyal ve ekonomik krizleri birlikte yaşıyoruz. Hatta buna devlet krizi yaşıyoruz demek de mümkündür.
Bu tür birleşik krizlerde, iç savaş ve dış savaş aynı anda yaşanır. Krizler tarihi böyle söylüyor.
Bu kez yaşadığımız “birleşik kriz” şimdiye dek kapitalizmin yapısal krizlerinden oldukça farklılıklar gösteriyor.
Bu kez, emperyalist ülkeler krizde, kapitalizmi önceleyen ülkeler krizde, anlayacağımız; krizin içinde, krizler var.
Zaten muhtemel Dünya savaşı yorumları da buradan çıkıyor.
Küreselleşme talanı; kazançları ve karları özelleştirdi, şimdi sıra zararların sosyalize edilmesi, halka bölüştürülmesi zamanı geldi.
Lakin bu kez, emperyalizm zararları halklara bölüştürecek, sosyalize edecek, hem güce sahip değil, hem de şimdiye kadar uyguladığı talanı sürdürmede, karşısında Çin ve Rusya gibi ülkeler var.
İçe dönersek, krizlerin bedelinin ödenmesinde, egemen çevreler hasis davranır ve bedelin tamamını zaten ödeyemeyecek durumda olan, halka yıkmaya kalkarsa, evdeki bulgurundan olabilir.
Çünkü yaşadığımız siyasal, sosyal ve ekonomik kriz iç ve dış savaş ile bütünleşmiş vaziyette sürüyor.Şimdiye kadar yaşadığımız ekonomik krizlerden çok farklıdır.
Krizi adil bölüşmek için sosyal guruplara ve egemen çevrelere düşen yükümlülükler var. Hatta bu kez egemen sermaye gruplarına, daha fazla bedel ödemek ve görev almak durumu düşüyor.
Siyasal ve sosyal huzuru sağlamak, siyasi iktidarın görevidir. Birliğin sağlanması, huzuru bozacak söylem ve eylemlerden kaçınmak gerekir. Örnek, bu krizin içinde başkanlık sitemi için Anayasa değiştirmeye kalkmak, sosyal huzursuzluğu daha da artırır. Birliği duman eder.
Ortak düşmana(emperyalizm) karşı sağlanan birliğin sürdürülmesinde, iktidara, yerli sermaye çevrelerine büyük görevler yüklüyor.
Medyaya bu konuda büyük görevler düşüyor. Medya deyince, medyayı elinde bulunduran yerli sermaye guruplarından söz ediyoruz. Medyayı elinde bulunduran sermaye, sosyal barışı, ekonomik krizi, halktan yana manşet ve yorumlarla yürütmezlerse, kendilerinin ödeyeceği bedel artar.
Krizin bedelini adil bölüştürecek asıl aygıt devlettir. Devlet adına hükümet yürütecektir. Sosyal ve siyasal barışı sağlamada, egemen sermaye çevrelerinin hasis davranışlarını önlemede, hükümete ve devlete büyük görevler düşüyor.
Milli seferberlik, kurtuluşa varana dek fedakârlık demektir. Fedakârlığı yapacak olan halkın, böyle bir durumda tek isteği olacaktır. Fedakârlığın her kesimden istendiğini bilmesidir. Anlamasıdır.
Biraz daha somuta inersek, 210 milyar dolar, işleyen çarkımızın, yani sanayimizin, tarımımızın, yani ekmeğimizin var olması için acil gereken miktardır.
Dışarıdan borç alma dönemi bitmiştir. Eğer tekrar uluslar arası sermayeden dolar istersek, bize diyor ki; bölünmeyi kabul ederseniz bu borcu veririm.
Acil çözüm için ya hükümet gidip Çin veya başka yerlerden borçlanacak, ya da emperyalizmin dümen suyuna tekrar girecek.
Hükümet için bir başka yol daha var. Zenginlerimizin dış banklarda 400-500 milyar doları var. Bunların Türkiye’ye getirilmesi için zorlayıcı müeyyideler uygulamasıdır. Türk halkından kazanılan değerlerin Türkiye’de olması gerekir
Eğer ülke bu zor durumdayken, bizim zenginimiz dışarıdaki parasını içeriye getirmiyorsa, kamunun zorla getirme hakkı var demektir.
Bu söylediklerim geçici çözümdür. Gerçek çözüm üretim ekonomisidir. Plandır.  Milli direniş ekonomisinden geçerek düzlüğe varmaktır.
Yönetemeyenlerin, iktidarı paylaşmak yerine, tek elde toplaması devlet krizini daha derinleştirir. Diğer krizler hepten çözümsüz hale gelir.
Milli bir çözüm iktidarı, bu sebepten aciliyetini dayatmaktadır.

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.