anadoluverumelimedya.com

Nasuh Mahruki AKUT’u bırakıyor mu?

Ülkü ÇOBAN / Yurt Gazetesi
Nasuh Mahruki, bir gün önce adliye koridorlarında olmasına rağmen bizi evinde ağırladı. Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasından, AKUT’un binasının tahliye kararına, kendisinin gelecek planlarından, AKUT’a verdiği öneme ve aktif siyasi arenayla ilgili düşüncelerine kadar her şeyi konuştuk.

Reklam alanı

Cumhurbaşkanına hakaret suçundan ifadeye çağrıldınız, sonra tutuklanma talebi geldi, ardından da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldınız. Kanal A’daki konuşmanız üzerine gelişiyor her şey, o yayında tam olarak ne oldu?

Kanal A’nın siyasi kimliği ve neleri savunduğu belli, ben muhalif kimliğe sahip bir gazeteci olarak davet edildim. Daha önce de 3-5 defa konuk olmuştum ve programda da Lozan konuşulacaktı. Ege Adaları’nın Lozan’da kaybedilmiş olması doğru bir bilgi değil, tarihsel gerçekliklerle örtüşmüyor. Lozan’da Ege Adaları’nı kaybetmedik, asıl 17 adamızı AKP hükümetleri zamanında, gözümüzün önünde şu 10 sene içinde Yunanistan’a terk ettik, Yunanistan bunları işgal ve ilhak etti. Vatan toprağın terk etmek, vatana ihanet suçudur ve bu süreç içindeki yetkili isimler önünde sonunda yargılanacaklar. Başbakan, cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı, dışişleri ve içişleri bakanları, ulaştırma denizcilik ve haberleşme bakanları…

 

“İsim zikretmedim, makamları söyledim”

Hakaret ya da tehdit unsuru oluşturabilecek şekilde Erdoğan ismini kullandınız mı?

İsim hiç zikretmedim, makamları söyledim, yani Tayyip Erdoğan’ın adını hiç söylemedim. Bu dediğimiz olay 2004-2006 yılları arasında yaşandı. 2008’de Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri Kurmay Albay Ümit Yalım bunu fark etti ve konu Türkiye gündemine düştü. Soner Yalçın, Yılmaz Özdil, Saygı Öztürk, Banu Avar, Ümit Özdağ gibi isimler bu konuyu gündeme getirdiler.

“Yayında yanlış anlaşılma oldu”

Yayında isim vermediyseniz, konu nasıl cumhurbaşkanına hakarete kadar geldi?

Karşı taraf ne yaptı biliyor musunuz? Ben “Cumhurbaşkanı, başbakan, genelkurmay başkanı” deyince, aradan cumhurbaşkanını çekti, onun Tayyip Erdoğan olduğunu düşündü. 2004 yılında Ahmet Necdet Sezer’di cumhurbaşkanı, ardından Abdullah Gül oldu. Diğer konuk Murat Özer “Sayın Cumhurbaşkanı’nı yargılayamazsınız” deyince ben de şaşırdım, öyle bir şey beklemiyordum, zaten beni yüksek sesle bastırınca ben de konuşamadım. Sonuçta bir yanlış anlama oldu orada, Tayyip Erdoğan’ı işaret etmediğim gibi, zaten o dönemde Erdoğan da cumhurbaşkanı değildi.

“Hiçbir gerekçe ile AKUT çıkartılamaz”

Genel merkezinizi 99 depreminden sonra Bülent Ecevit size verdi bildiğim kadarıyla. Hangi gerekçe ile AKUT oradan çıkartılmak isteniyor?

Hiçbir mantıklı gerekçe ile çıkartılamaz. “Ön izin süresi içinde gerekli işlemleri yapamadığınız için” diyorlar ama bu doğru değil, çünkü biz yaptık. Bu durum devletin devletliğine aykırı çünkü burası bize önceki başbakan tarafından bizzat kendisi açılışı yaparak ve 1999 depremindeki hizmetlerimiz göz önünde bulunarak verildi. Ne değişti 14 senede? Yüzde yüz eminim eksik evrak vermedik. Öyle açığımızı kollayıp, ilk fırsatta küt diye buradan sizi kovuyoruz diyemezler.

Ne kadar kaldı 15 gün sürenin dolmasına?

Bu hafta… Biz yürütmeyi durdurma başvurumuzu yaptık, sonra yasal süreç başlayacak.

“Fedakârlık yapayım, herkes rahat etsin”

CHP Kadıköy Belediye Başkanlığı için Kılıçdaroğlu aday olmanızı istemiş miydi?

Evet, Umut Oran’la konuştum ama kendisi istedi.

Siz nasıl bakıyorsunuz siyasi arenaya?

10 sene önce daha istekliydim şimdi o kadar değilim. Önce derneği toparlamak, süreci normale getirmek lazım, sonra her ne yapacaksak yapacağız. Çünkü herkes çok gerildi. Öğretmen ve devlet memuru gönüllülerimiz çok ağır baskı altında çünkü şu anda hükümetin içindeki bir kanat AKUT gönüllüsü olanlara neredeyse FETÖ’cü muamelesi yapıyor. Özellikle mimleyip, onların üstünden taciz ve baskı uyguluyorlar. Sanki suçluymuşuz gibi davranıyorlar, bunu kasten yapıyorlar, AKUT’çular bıksın, yılsın ve baskı altında kalıp ve en sonunda bana “Tamam artık, senin söylemlerinden oluyor, sen kenara çekil” desinler. Her şey sarı öküzle başlar, sarı öküzü verdikten sonra kalanını vermeden duramazsınız. Bir taraftan bize karşı devletin gücü kullanılarak yasa dışı bir hamle yapılıyor, bir taraftan da bizim gönüllülerimizin kişisel varlığı var, “Şirketine müfettiş yollarım” diyor. Karşınızdaki devlet, hakikaten yollar ve 100 bin lira vergi cezasını çakar. Ne olacak sonra? Nasıl sürdürecek bu insanlar hayatını? Hakkari’ye sürer öğretmen gönüllümüzü. Dolayısıyla düşünüyorum, ben yapayım o zaman bu fedakârlığı, herkes rahat etsin. Yani AKUT’u rahat ettireyim.

AKUT’u bırakmayı düşündüğünüz oluyor yani?

Oluyor tabii olmaz olur mu? Önümde bir seçenek var, hakikaten bırakayım ve onursal başkanlığa geçeyim bari. Neticede bütün seçenekleri masaya yatırıp en iyisini, en doğrusunu bulmaya çalışıyoruz. Karşımızdakiler çok güçlü ve kuralsız oynuyorlar ve bir şey yapamıyorsunuz.

Önemli bir yol ayrımında olduğunuzu hissediyor musunuz?

Öyleyim açıkçası ve hata yapmaktan çok korkuyorum. Bu tür tavuk sersemken kesilir işlerinden hiç hoşlanmam, biz çok oturaklı,disiplinli bir yapıyız, buralara kadar öyle geldik zaten. Bu nedenle ani düşünerek duygusalkarar almaktan korkuyorum. Bir şey yapacaksak bunun sorumluluğunu hep beraber alacağız, bir tek ben almayacağım.

“Cumhurbaşkanı yasal haklarını kullandı”

Neden Kanal A’ya gittiniz?

Aslında bakarsanız sebebim, tamamen Kanal A izleyicilerineerişmekti ama işin buralara geleceğini hiç tahmin etmedim. Bunu Kanal A’nın yaptığını düşünmüyorum açıkçası ama o programdaki malzemeyi birileri aldı, sonra onu kendi medyalarında “Nasuh Mahruki cumhurbaşkanını tehdit etti” diye büyüttü, Sayın Cumhurbaşkanı’nın da kulağına gitti, o da “Nasıl tehdit edermiş?” deyip, haklı olarak yasal haklarını kullanmaya karar verdi.

Adli kontrol şartıyla serbest kalmış oldunuz. Ne hissediyorsunuz şimdi?

Açıkçası rahatsız edici ve aşağılayıcı bir his. Benim ülkeme hizmetlerimin haddi hesabı yok, yazmaya kalkasınız kaç kitap yazılır ülkeme yaptıklarımla ilgili. Dolayısıyla kimliğim belli ve bu adli kontrol meselesi insanın canını biraz yakıyor. Ben hak etmedim bunu açıkçası.

“AKUT’un başından gitmemi istiyorlar”

AKUT binasının tahliye edilmesi meselesi televizyon programından sonra mı gelişti?

Program 5 Ekim’di ve evet tahliye de sonraki süreç. Orada başka bir problem var; cumhurbaşkanının anonsçusu, ayrıca Cumhurbaşkanlığı’nın Kültür-Sanat Genel Koordinatörü olan Orhan Karakurt diye bir adam var, bizim eski gönüllümüz ve ben de onu tanırım, zamanında iyi bir çocuktu da…

Orhan Karakurt’un size yönelik sert söylemleri de oldu Twitter üzerinden?

Darbe girişimi sonrasında “Herkes ölüyor, sen susuyorsun” yazmıştı. “Postal yalayıcı, darbe sevici, şerefsiz” yazmış. Zaten bununla ilgili de suç duyurusunda bulundum. Çünkü bu tehdit, beni sokaklardaki kalabalıklara hedef gösterdi. AKUT’un başından benim gitmemi istiyorlar. Bu kişi AKUT ekip liderlerine telefon edip,“Sizin başkan artık bardağı taşırdı, onun işi bitti, AKUT’un başından gitmesi lazım, bundan sonra siz AKP’li belediyelerden hiçbir desteklamayacaksınız, hiçbir operasyona çıkartılmayacaksınız, yerlerinizden de çıkartılacaksınız, hatta genel merkezi bile elinizden alacağız” dedi.

 

“AKUT iştah kabartıcı, pastayı istiyorlar”

Siz neden AKUT’ta istenmiyorsunuz?

Çünkü benim muhalif bir siyasi kimliğim var, hoşlanmıyorlar ve onu frenlemek istiyorlar. Bir de tabii ki AKUT çok iştah kabartıcı, Türkiye’nin en prestijli kurumu. AKUT’la eğer isterseniz diğer bütün devlet kurumlarında yaptığınız yolsuzlukların bin katını yaparsınız ve insanlar da buna uzunca süre hoşgörüyle yaklaşır. Bir taşla iki kuş, hem benden kurtulacaklar, hem AKUT gibi harika bir pastaya çökecekler.

“Bana ‘Ne oluyor?’ diye sormuyorlar

Ne hissediyorsunuz? Bir tarafta kahramansınız? Diğer tarafta FETÖ’cülük suçlaması, cumhurbaşkanına hakaret…

Bir sonuç elde etmeye çalışıyorlar. Karıştıralım, dağıtalım, nasıl olsa Nasuh çıkmak zorunda kalacak bu sistemden diye düşünüyorlar. Ben şu bilgiyi biliyorum, Nasuh Mahruki hiçbir medyada görünmeyecek, hiçbir kanalda gazetede gösterilmeyecek, AKUT da mümkünse gösterilmeyecek. Bu emir var zaten bütün medyaya gitmiş durumda. Siz beni görüyor musunuz hiçbir yerde? Yer yerinden oynuyor, herhangi bir yerde beni gördünüz mü? Beni hapse atıyorlardı neredeyse. Neden çıkıp hiçbir televizyon programında bana ne oluyor diye sormuyorlar? Çok üzgünüm, cumhurbaşkanına hakaret tehdit meselesinin büyümesinden gerçekten çok üzgünüm ve o programa katıldığıma pişmanım, keşke katılmasaydım.

yurt

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.