anadoluverumelimedya.com

Kumpasların efendisi Emniyet’e geri döndü

Ergenekon, Balyoz gibi kumpasların mimarlarından olan ve Cemaat-Hükümet kavgasının ardından polislikten atılan tutuklu polis müdürü Yurt Atayün göreve geri döndü. Halen tutuklu bulunan eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Atayün’ün İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne atandığı, tahliye olması durumunda mesaiye başlayabileceği öğrenildi. Kumpaslarda görev alan eski Emniyet Müdürü Ahmet Pek de geçen günlerde sessiz sedasız tahliye edilmişti. Bu haber Odatv den çalışmıştır

Reklam alanı

Atayün olayı kendisine ait web sitesinden açıkladı. “13 Ağustos 2015 tarihinde yaş haddini doldurmamama rağmen zorunlu olarak emekliye sevk edildim. Ancak hasmane tutum hız kesmemişti. 24 Temmuz 2015 ile 13 Ağustos 2015 tarihleri arasındaki maaşım, hak ve alacaklarımın ödemesi yapılmamıştır. Ayrıca emekliye sevk edildiğim 13 Ağustos 2015 tarihinden bu güne kadar da ne emekli maaşı ne de emekli ikramiyesi ödemesi yapılmamıştır” diyen Atayün, “4 MAYIS 2016 TARİHİNDE İSE EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAKKIMDA EMEKLİLİK KARARINI GERİ ALARAK BENİ GÖREVE İADE ETTİ VE İSTANBUL İLİNDE GÖREVE BAŞLATTIĞINI ÖĞRENDİM” ifadelerini kullandı.

YURT ATAYÜN KİMDİR

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün görevdeyken Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının temellerini attı. Wikileaks belgelerine göre, Emniyet yetkilileri 2008 yılında 21 Kasım günü Amerikan Büyükelçiliği’nde Ergenekon soruşturmasıyla ilgili bir brifing verdi.

ZİRVE’DE GÖREVİ KÖTÜYE KULLANDILAR

Ergenekon soruşturmasını yürüten F-Tipi örgütteki polislerin oluşturduğu brifing ekibinin başında Yurt Atayün yer aldı. Brifingin de Emniyet Genel Müdürlüğü’nden izin alınmadan yapıldığı belirtildi.

Malatya’daki Zirve Yayınevi davasında yargılanan subaylar Abdullah Atılgan, Haydar Yeşil, Murat Göktürk ve Mehmet Çolak, Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de aralarında olduğu 9 polis hakkında şikayette bulundu. Tutuklu subaylar Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yaptıkları başvuruda soruşturma aşamasında İstanbul İstihbarat ve TEM Şube Müdürlüğü’nde görevli personelin usulsüz raporlar ve tutanaklar hazırladıklarını kaydetti. Şikayetler Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dikkate alındı ve Teftiş Kurulu Başkanlığı’na soruşturma talimatı verildi. Görevlendirilen 2 polis başmüfettişi iddiaları tek tek inceledi. Yapılan inceleme sonucunda görevin kötüye kullanıldığı tespit edildi.

ALİ TATAR’IN YAKALANMASINI İSTEDİ

Poyrazköy davasıyla birleştirilen Amirallere suikast soruşturması kapsamında tutuklanan Deniz Yarbay Ali Tatari tahliyesi üzerinden 48 saat geçmeden 18 Aralık 2009’da yakalama emri çıkarıldı. Tatar ise bu hukuksuzluğa isyan ederek 19 Aralık 2009’da hayatına son verdi. Atayün, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na Tatar’la ilgili yazdığı 3 sayfalık Tespit Tutanağı’nda şu ifadelere yer verdi: “Yapılan çalışmalarda 29 Haziran 2009 tarihli ihbar mektubunda ‘Ali Tatar Deniz Lisesi ve Harp okullarındaki Alevi ve DHKP-C yapılanmasından sorumludur. Bu faaliyetleri ÇYDD görünümü altında yürütüyorlar. Ali Tatar Hava Kuvvetlerinde ÇYDD faaliyetleri amacıyla Dz. Yzb. Muhammed Cihat Yardımcı’nın kardeşi Hv. Yzb. Cüneyt Kutsal Yardımcı ile birlikte çalışmaktadır. Her nedense Ali Tatar dayısı Hüseyin Tatar’ın DHKP-C nedeniyle tutuklandığını ve amcası oğlu Süleyman’ın Tunceli kırsalında kanlı terör örgütünün eli kanlı silahlı militanı olarak faaliyet gösterirken yakalanıp hapse girdiğini gururla anlatmaktadır’ şeklinde ibarelerine yer almaktadır. İş bu tespit tutanağı tarafımızdan tanzimle birlikte imza altına alınmıştır.” Tatar hakkında Atayün’ün savcılığa gönderdiği bu tutanaktan sonra yeniden yakalama kararı çıkarıldı.

KIRIK DVD’Yİ KOPYALADILAR

Ergenekon davasının ana delillerinden sayılan 51 No’lu DVD’nin adli emanette kırıldığı 11 Kasım 2009’da ortaya çıktı. Ancak DVD, Aralık 2009’da İstanbul Terörle Mücadele Şubesi tarafından kopyalandı.

Bu da CD’nin TEM tarafından özellikle mi kırıldığı sorusunu akıllara getirdi. Ergenekon Mahkemesi, 13 Kasım 2009’da Emniyet’e bir yazı göndererek DVD’nin imajını istedi. TEM de 11 Aralık 2009’da DVD’nin kopyasını mahkemeye gönderdi. Atayün bu çelişkiye de şu savunmayla yanıt verdi: “Kopyalama işleminin gerçekleştirildiği birim hizmetlerinde kullanılan çok sayıda bilgisayar bulunması ve zaman içerisinde modernizasyon çalışmaları kapsamında mevcut bilgisayarların değiştirilmiş olması dolayısıyla DVD’nin hangi bilgisayarlarda kopyalandığı tespit edilememiştir. Ayrıca DVD’nin, Nero Burning Rom programının hangi versiyon numarası ile kopyalandığına ilişkin bir tespit yapılamamıştır.”

TGB’NİN ADI KUMPASI ÇÜRÜTTÜ

Atayün, Balyoz savcılarına 2006’da kurulan Türkiye Gençlik Birliği (TGB) yerine 1997’de kurulan Türkiye Gençlik Birliği Derneği’nin bilgilerini verdi. 2003’te yapılacağı öne sürülen darbe girişimde 2006 yılında kurulan TGB’nin adının geçmesi iddiaları çürüten ilk tespitlerden biri oldu. Dava dosyasına gönderilen belgelere bakıldığında ise Atayün tarafından yapılan kumpas açıkça görüldü. 9 Mart 2010’da İstanbul Terörle Mücadele Müdürlüğü, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazarak TGB hakkında bilgi istedi. 11 Mart 2010’da Ankara İl Dernekler Müdürlüğü’nden, Vali yardımcısı Nurullah Naci Kalkancı imzasıyla Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne bir yazı gönderildi. Yazıda TGB değil, 1997’de kurulan “Türkiye Gençlik Birliği Derneği” isimli başka bir dernekle ilgili bilgi verildi. 12 Mart 2010’da Ankara Emniyet Müdürlüğü, İstanbul TEM’e “Türkiye Gençlik Birliği Derneği” hakkındaki bilgileri gönderdi. 29 Haziran 2010’da Atayün, Balyoz savcılarına TGB ile ilgili gönderdiği yazıda TGB’nin 1997’de kurulduğunu bildirdi.

AVCI’NIN KİTABINI ‘ÖRGÜT DELİLİ’ YAPMIŞTI

Atayün, Hanefi Avcı’nın Emniyet içindeki F tipi örgütü anlattığı “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabının Ergenekon davası sanıkları ile örgütsel irtibat olduğunu öne sürdü ve 20 Ekim 2010’da İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na gönderdiği yazıda “Son dönemde ülkemizde faaliyet yürüten yazılı ve görsel bazı yayın organlarında, Hanefi Avcı’nın bahse konu kitabının, iddia olunan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü tarafından bir dezenformasyon faaliyeti kapsamında yazdırılmış olabileceğine dair yayınların yapıldığı tespit edilmiş olup; şüpelinin yazmış olduğu ‘Haliçte Yaşayan Simonlar’ isimli kitabının bu kapsamda değerlendirilerek iddia olunan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü ile şüpeli arasındaki örgütsel irtibatı ortaya koyacak delillerin toplanması konusunda yapılacak işlemin bildirilmesi husunu arz ederim” ifadelerini kullandı.

‘BAVULU’ ATAYÜN SORUŞTURDU

Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu’nun savcılığa bavulla sunduğu “belgelerle” ilgili soruşturmayı da Yurt Atayün yaptı. Baransu, kendisine bu belgelerin Taraf gazetesine gelen bir kişi tarafından verildiğini ileri sürdü. Bu kişinin kim olduğunu tespit etmek için bölgedeki MOBESE kameraları kontrol edildi. Ancak bölgedeki tüm kameraların o gün arızalı olduğu “tespit edildi”. Gazetenin yakınındaki HSBC bankasının kamerasından da görüntü elde edilemedi.

ÇETİN DOĞAN’I HEDEF ALMIŞTI!

Balyoz davasından tahliye olan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan da yaptığı savunmalarda hep Atayün’e işaret etti. Doğan savunmasında Atayün tarafından hedef alındığını şu sözlerle anlattı: “Ergenekon davasını kurgulayanların bütün gayretlere rağmen davanın sanığı yapılamadım. Bu gayretler gerek Ergenekon iddianamesinde ve gerekse Balyoz iddianamesine dayanak yapılan TEM Şube Müdürü Yurt Atayün ve arkadaşlarının hazırladığı 516 sayfalık ‘fezlekede’ bu yoldaki gayretler çokça görülüyor.

Ergenekon İddianamesinde hakkımdaki isimsiz, imzasız pehlivan hikayesine benzeyen uzun bir ihbar mektubunun tamamı pasajlar halinde serpiştirilmiş. Başka sayfalarda da şahısların yaptığı telefon görüşmelerinde ismimin geçtiği bölümler iddianamede yer alıyor.”

Odatv.com

About armadmin 9322 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.