Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk?

Nevra Ölçer / Anadolu ve Rumeli Medya

Reklam alanı

31 Mart seçimlerinde 20 küsur bin oy fark vardı iki aday arasında.

Sonra “olmaz, bir şeyler oldu, bir daha sayılsın” dediler.

Başka partilerin de benzer durumlar için şikayetleri vardı, ama onları kimse dinlemedi.

Hukuk ile ilgisi olmayan bir şekilde bir daha sayıldı oylar.

Birileri ampulün üzerine basmıştı mühürü, bunları geçerli saymamız lazım dediler, ve saydılar da.. Aslında ama bu oylar geçersiz olmaya devam ediyordu. 300-500 oy buradan eklediler kendi hanelerine, ama bu sayı ile ters orantılı bir sayıyı seçmen olarak kaybettiler.

Sonra bir şeyler daha saydılar, 3-5 oy daha eklediler hanelerine, ama bu sayının epey fazla bir miktarını seçmen olarak kaybettiler.

Sonra bir Pontus, Rum lafı çıktı ortaya. Deli saçması idi, ama çok akıllıca olduğunu düşündüler. Her ağızlarını açışta hitap ettikleri kitlenin bir kaç misli seçmen kaybettiler.

Sonra tekrar tekrar “çaldılar” dediler. Bu kendilerinin suçlandığı bir başlıktı. Şimdiye kadar kimse Chp’nin bir şey çaldığını görmemişti. Ayrıca nasıl çalınmış olacağı zarftaki dört pusuladan birinin de anlaşılamadı zaten. Epey bir seçmeni de, her bu konuya değindiklerinde kaybettiler.

Her gün belediyelerden israf haberleri gelmeye devam etti. Açlık sınırında yaşayanlar kinlendikçe kinlendi bu duruma.

Sonra “diploma” dediler. Bu konuya girmeye nasıl cesaret ettiler, akıl alır gibi değil ama, Sn. İmamoğlu’nun inandırıcı kişiliği bir yana, olgunluğu ve başarıları eğitimli bir görüntü sergilemekteydi her şeyden önce. Bu konudan dolayı epey bir seçmen daha kaybettiler.

Rahmetli babam “kimse aptal değildir” demişti bir kere. Herkes varoluşunu devam ettirecek güçte olduğuna göre bu akla sahip olmak zorunda zaten. Ancak yönetim “bunlar aptal” diye düşünmeye eğilimli idi.

Ama değildik.

“Gezi” olayları Türk geçmişinin eskiye döndüğü bir deneyim oldu. Herkes bu deneyimden bir ders çıkardı. ama durumdan memnun olmayanlar olmamaya devam ediyorlardı.

Gelelim bu seçime..

31 Mart’taki son gelinen 13 bin fark her bireyin kendi 1 oyluk gücünün haşmetini anlamasını sağladı.

Bu güç sayısız kişiyi ülkenin her yerinden, ve hatta yurt dışından oy vermek için, yani ülkesini kurtarmak için sahaya atılmaya yönlendirdi.

Binlerce avukat ülkenin her yerinden seçim güvenliği için İstanbul’a geldi.

Kabile devleti gibi bir görüntü vermemize karşılık son zamanlarda, biz mayası tutmuş bir cumhuriyetin yetiştirdiği çocukları idik.

Otobüs firmaları karar alarak ücretsiz yolcu taşıdı.

Herkes kendi cebinden yol parası ödedi, işini gücünü tatilini bıraktı ve geldi oy vermeye.

İmamoğlu seçim kampanyası için halk olmayan parasını son kuruşuna kadar yolladı. 1 lira, 3 lira, 15 lira gibi paraların simgelediği ulu bir maneviyat karşısında gözlerimiz yaşardı.

150-200 bin arası seçim gönüllüsü canla başla çalıştı.

Tatil yörelerindeki kuruluşlar seçim günü için İstanbul’dan müşteri kabul etmedi.

Yani kısaca halk kendi kendine sivil bir seferberlik ilan etti.

Sonuç: İki aday arasında 800.000 fark. Sekizyüzbin!

Sn Kılıçdaroğlu’nun da konuşmasında ifade ettiği gibi bu olay, dünya sahnesine bizi yine bilindik özelliklerimizle hatırlattı.

İnsanların gözündeki umut bile olağanüstü değerli ve bunu başaran kişi Sn. İmamoğlu.

Ona hep beraber destek vermemiz ve bundan sonraki süreçte hep birlikte bir düzlüğe çıkmamız elzem şu anda.

Başarılar Sn. Başkan!

About armadmin 9302 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.