E. Tümamiral Soner Polat

Nevra Ölçer / Anadolu ve Rumeli Medya

Reklam alanı

cm3l8125-yeni2-ld

Bugün sosyal medyada aniden karşıma “Soner Polat öldü” diye bir başlık çıktı. O zamandan beri kendime gelemedim, çok üzgünüm.

Ben Sn. Soner Polat ile hiç tanışmadım. Ancak “Anadolu ve Rumeli Medya” için günün öne çıkan yazısını seçmeye çalışıp bütün köşe yazılarını okurken karşıma her seferinde son derece kuvvetli tezlerle Sn. Polat’ın yazıları çıkıyordu.

Yorum yazmıyor, bilgisini değerlendirerek strateji oluşturuyordu.

Atatürk’ün askeri de bunu yapmalıydı. Kuvvetli bir mantığı, iyi bir eğitimi, vatan sevgisi ve strateji oluşturacak gücü olmalıydı. Ben her general böyle yapar diye düşünürdüm ama, aktif olan isim sayısı çok az olduğunu da hayret ederek görmüştüm.

Bir gün yine birileri bir şeyler demişti, ve ben “Bu Mondros ateşkes maddesi” diye düşünürken karşıma Sn. Polat’ın “Bu 2. Mondros” yazısı çıkmıştı.

Ve ben hiç fark etmemişim ama  ona güvenmiş, ülkemi onun için uğraşan emin ellerde hissetmenin huzurunu yaşamışım meğer.

Çok tarih okuyorum. O zaman verilen mücadeleyi Sn. Polat’ın mücadelesine benzetmiş ve “olması gereken bu” diye düşünüp “yalnız değiliz” algısına varmışım.

Sn. Polat’ın kaybı ülkemizin çok büyük bir kaybıdır.

Aşağıda Ulusalkanal’daki yazılarından bölümler onun mücadelesi konusunda bir fikir vermesi için eklenmiştir..

Ruhu şad olsun.

 

“Suriye savaşında hem Şam hem de Ankara için en kritik bölge Azez-Cerablus hattı. 98 kilometrelik bu hattın PYD hakimiyetine geçmesi Suriye’nin bölünmesi anlamına geliyor. Suriye’nin bölünmesi Türkiye’nin de bekaasını tehdit ediyor.

Amerika’nın Menbiç’e yönelik operasyonunun amacı da PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD’nin ilan ettiği kantonları birleştirmek.

Bölgenin tamamen PYD hakimiyetine girmesiyle Türkiye’nın Afrika coğrafyasıyla bağlantısı da kesilmiş oluyor. Ulusal Kanal’da yayınlanan Cumartesi Gazetesi programında Halil Nebiler’in konuğu olan Emekli Tümamiral Soner Polat’a göre Türkiye güneyinde kendisine tehdit oluşturacak bir terör devletina karşı “kırmızı çizgi” ilan ettiği Azez-Cerablus hattını güvenceye almalı.”

“Aslında Suriye’deki duruma bakınca, ABD’nin güvenli bölgeyi ne için istediği anlaşılıyor. TSK, Fırat Kalkanı Harekatı ile bölgede 2200 km karelik bir bölüme hakim. Bu nedenle Trump’un “güvenli” bölgeleri buraya kurulamaz. IŞİD ise şehir merkezlerinde ve IŞİD’in kontrol ettiği yerlere kurulması da mümkün gözükmüyor. Burada geriye PYD kalıyor. Türkiye bunu daha evvel Irak’ın kuzeyinde, ABD güdümünde Kürtlerin “devletleştirilmesi”ni yaşadı. Bugün de Suriye’nin kuzeyinde Kürtler “devletleştiriliyor”.

“Atatürk ile günümüzün yöneticilerini kıyaslamak için elimizde emsalsiz bir ölçü var! Balyoz, Ergenekon ve diğer tertip davalarda Türk komutan ve subayların aşağılanması hedeflendi. O dönemdeki yöneticilerin tavır ve hareketlerine bakarsanız, herkesin kıratını kuyumcu terazisi hassasiyetinde anlarsınız. Hiç kuşkunuz olmasın! Tarihin adaleti herkesi hak ettiği yere oturtacaktır. Atatürk’ü 1938 yılında sonsuzluğa uğurladık. 80 sene geçti. Hâlâ ülkenin çimentosu! Bugün ölçü değildir; yanıltıcı olur. Bakalım, 80 sene sonra kim, nasıl anılacak? Ya da anılacak mı?”

Askerlik talim ve terbiyesi birkaç̧ yılda verilebilir; fakat askerlik ruhu, ancak, insanlık meziyet ve kabiliyetlerinin uzun asırlar tecrübe örsleri üstünde döğülmesinden, azgın fırtınalarla körüklenen hayat ateşinde çelikleşmesinden doğan cevherdir. Bundan dolayıdır ki Türk Milleti askerlik  ruhu en mütekâmil olan millettir.
Muharebe, yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir, milletlerin çarpışmasıdır. Meydan muharebesi, milletlerin bütün mevcudiyetleriyle, ilim ve fen sahasındaki seviyeleri ile ahlakları ile harsları (kültür) ile hulasa bütün maddi ve manevi kudret ve faziletleri ile çarpıştıkları bir imtihan sahasıdır. Milletlerin hakiki kuvvet ve kıymetleri bu çarpışma sahasında ölçülür.
Askerlik ruhu yüksek millet demek, derin ve engin irfan ve medeniyet tarihi yaşamış millet demektir. İnsanlığın ilk gününden beri bütün ana medeniyetlere ata olan Türk ırkında bu ruhun en mütekâmil derecede bulunması tabiidir.”

“Bir ABD Projesi olan PKK Terörü’nün, “Kürt Sorunu” olduğuna inandırılanların aklına uyularak, sorunu Kürt vatandaşlarımıza “Anadilde Eğitim Hakkı”tanıyarak çözmeye kalkmanın millî bütünlüğümüzü ve millî devletimizi paramparça edeceği bilinmelidir. Ülkemizde konuşulan dillerin öğrenilmesi için kurslar açılmasının önünde herhangi bir engel yoktur. Fakat burada bir kurnazlık yapılarak, anadil öğrenimi ile anadilde eğitim birbirine karıştırılıp anadilde eğitim hakkı talep edilmektedir!  Hâlbuki bunlar başka başka şeyler! Bu propagandadan etkilenerek; meselenin esasını bilmeyen, fakat temel hak ve özgürlükler konusunda duyarlı olan bazı aydınlarımız ve siyasetçilerimiz, anadilde eğitim taleplerine destek vermektedir!”

“Türkiye, terörü destekleme dâhil ABD merkezli bütün kirli ve sinsi oyunların merkezinde ve hedefinde! NATO’ya üye olan, AB’ye adaylık süreci devam eden ve Batı kulübünün bir üyesi olan Türkiye’ye karşı yürütülen bu düşmanlık çok iyi okunmalıdır. Türkiye’nin özel koşulları dikkate alındığında, bu düşmanlığın ağırlık puanı diğer ülkelerden çok daha fazladır. Açık konuşalım! Türkiye ve ABD arasında hiçbir bağ kalmamıştır.Sorunlar yumağı bir güven bunalımının çok ötesindedir.
Masa üzerinde el sıkışırken, masa altından tekmeler uçuşmaktadır. ABD’nin hiçbir konuda Türkiye ile anlaşma niyeti yoktur. Eğer bir anlaşma olmuşsa, ABD için bunun tek amacı zaman kazanmak, Türkiye’nin hızını kesmek, kararlığını sulandırmaktır. ABD, kendine zarar verecek hiçbir anlaşmaya uymaz! İşte anlaşmaya rağmen PKK/PYD teröristleri halen Münbiç’te cirit atıyor…”

About armadmin 9304 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.