Hesap lütfen!

Nevra Ölçer / Anadolu ve Rumeli Medya

Reklam alanı

Evet…

Ülke yönetmek..

Zor iş..

Şehir yönetmek..

Zor iş..

Büyükşehir yönetmek..

Anlaşılan daha da zor iş..

Ülkenin, büyükşehirlerin bir bütçesi var..

Malum her şey para ile yapılabiliyor..

Peki, bütçeyi bu durumda en iyi kim yönetir?

Bu işin eğitimini almış olanlar ve de kafası çalışanlar diyelim önce..

Çünkü aynı eğitimi çok kişi alıyor, ama başarılı yönetimi sadece az kişi başarıyor.

O az kişi de zaten kıymete biniyor.

Şimdi bu konuda fikir yürütebilmek için daha küçük ölçekli işlere önce bir bakalım.

Mesela ev bütçesi.

Normal bir vatandaşın evini geçindirmek için yaptığı bütçe..

Gelen ile gidenin birbirini dengelemesi lazım.

Diyelim ki böyle bir denge kuruldu.

Ama mesela buzdolabı eskidi, çalışmıyor, acil bir yeni buzdolabı lazım.

O zaman büyük bir ihtimalle taksit gündeme gelecek. Bütçeye göre buzdolabının borcu 10 ayda ödenecek..

Normal vatandaş bütçe hesabını bu şekilde yapıyor.

Ama diyelim ki, evin babası hastalandı, çalışamıyor. Amca aileye yardımcı olmak istiyor.

Beklenen, bu sistemin ufak tefek farklılıklarla aynen devam etmesi.

Peki, bu amca birinci ay bir buzdolabı, ikinci ay koltuk takımı, üçüncü ay eve yardımcı alsa, ve de hepsi aynı gelir gider dengesi içinde ise, ne olur?

Aile en fazla 6 ay sonra elinde ne var ne yoksa satmak durumunda kalıp evinden de olur.

Bu hesaplar ve bahis konusu olaylar son derece net öngörülebilen ve her vatandaşın bilincinde olduğu konulardır.

Şimdi gelelim belediye bütçesine..

Büyükşehir bütçesi de olur, mantık aynı çünkü.

Buraya bir kayyum atanıyor.

İddialar doğruysa eğer..

3 ay içinde epey kişiyi işe alıyor, dünya kadar da borç yapıyor.

Bu tablo ülkenin bir çok yerindeki belediyelerde ortaya çıkıyor..

Bu kişilerin mesleki yeterliliği ne? Belediye bütçesini perişan ettiklerine göre bir yetersizlik durumu var.

Eğer bu kişiler yetersizse, bu kişiyi atayanlar bu sorumluluğu taşımakta.

Sorumluluk taşımak nedir?

Zarara kefil olmak demektir.

Bu durumlarda hem atayan, hem uygulayan sorumluluklarının hakkını verememiş oluyorlar.

Böyle bir durumda parası çarçur edilen halkın hakkını hangi kurum korur?

İşe 2500 kişi alınması fiili (doğruysa) iyi niyetli bir fil midir?

Sn. Cumhurbaşkanı “belediyelerin parası yok” dedi, hep beraber duyduk.

O zaman 2500 kişi hangi mali kaynak ile işe alınır?

Kişiler yaptıklarının hesabını vermek durumundadırlar.

Ve bu hesabı isteyecek kurumlar bir ülkede varlardır herhalde?

Aksi taktirde, yüksek borçlanma, yukarıdaki örnekte de görüldüğü üzere, kişiyi ve kurumları malından eder.

Mal Türk milletinin olduğuna göre, malsız kalma, kendi kabahati olmadan, Türk milletinin başına gelecek bir durum oluyor.

Özetle: Hesabı kim alacak?

Hesap verme yönteminde verdiği zararı cebinden karşılamak şıkkı var mıdır?

Yoksa, eklenmemeli midir yönetmeliğe?

Kim yapar bu işleri?

Yapan yapmıyorsa, o da sorumlu oluyor, ve bu iş böyle devam edip gidiyor.

About armadmin 9304 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.