Kardeşim ha?

Nevra Ölçer / Anadolu ve Rumeli Medya

Reklam alanı

Benim bir kız kardeşim olsa..

Bir adamın bilmemkaçıncı karısı olarak yaşasa,

Habire çocuk doğursa..

Eşi tarafından insan yerine konmasa..

Ailem onu kızı olarak istemezdi.

 

Benim bir erkek kardeşim olsa..

Ülkesi zor durumda iken mücadele etmek varken yurdunu terkedip başka bir ülkeye kaçsa,

Üstelik de sayısız şehidin kanıyla sulanmış olan topraklarsa burası, ve bunun anlamını idrak bile etmese,

Gittiği ülkede oradaki insanlar için “ben burada kafa keseceğim” dese,

Demekle kalmayıp hatta misafir olduğu ülke vatandaşlarının boğazını da kesse,

Elinde satırla birilerini kovalasa,

Beleşten yaşasa, habire gidip bankamatikten para çekse,

Sahillerde gelişmemişliğin görüntüsünü sergilese,

Misafir olarak bulunduğu ülkede geldiği ülkenin bayrağını çekip “buraları bizim” dese,

Orada Arapça tabelalı işyerleri açsa , ve de “ben yabancı çalıştırmıyorum” deyip yabancı kelimesi ile Türkleri kastetse,

Ailem onu oğlu olarak istemezdi..

 

Buradan hareketle..

Buraya gelen Suriyeliler benim kardeşim değil.

Olmalarını istemem için hiç bir sebep de yok.

Benim vatandaşım geçinecek para bulamazken,

Aynı evde bir kaç kişi çalışmadan pazar filesi dolmazken,

Atanamayan öğretmenler intihar ederken,

Ülkenin kaynakları yabancılara aktarılırken, ki, bu gelenlere yapılan sağlık ve geçim ve çeşitli diğer yardımları söylüyorum,

Ben kardeşim olmayan ve olamayacak olanların ülkemin kaynaklarını sömürmelerini istemiyorum.

İstemiyorum lafı hafif kalıyor, kesinlikle karşıyım.

 

Ayrıca, belirli bir sayıya ulaştığı zaman bu kişiler, üzerinde misafir oldukları yerde hak iddia etmeye başlayacaklar.

Kilis için “burası bizim, bize söz verildi” demeye başladıkları basında yer aldı.

Ayrıca 1 milyon eli silah tutan, boşta gezen adam, ister istemez mafyavari gruplar oluşturacaklar ki, bu da başladı zaten.

Eşinin yanında yürüyen kadınlara sarkıntılık yapma hakkını kendinde gören birileri benim kültürümden değiller, ve olamazlar. Ayrıca olmak gibi bir niyetleri de yok zaten.

Kendi halkımız bu durumdan sıkılıp evinden çıkmamaya başladıysa eğer, bu geliyorum diyen toplumsal rahatsızlığın epey bir geldiğinin göstergesidir.

Bütün bunlar olurken, Türk halkı bu kişileri burada zerre kadar istemezken, ve hiç kimse birbiri ile kardeş filan değilken, sınırda yeni göç dalgalarının olduğu haberlere yansıyor.

Ülkenin olmayan kaynaklarını halkımız dışında birilerine harcamak bu ülkeyi yönetmeye niyetlenenlerin sorumluluklarını ne kadar idrak ettiklerini de  soru işaretli yapmaktadır.

 

Ve de..

Yakında büyükşehir belediye başkanını seçeceğiz.

Adaylar çeşitli yerlerde konuşmalar yapıyor, İstanbul seçimleri için ülkeyi geziyorlar.

Kürdistan, Lazistan, bilmem hangi tarikat ile buluşuldu, Apo şunu dedi filan gibi laflar ortalıkta dolaşıyor.

Bu konuların halkı ilgilendirdiğini mi düşünüyorsunuz?

Sizler halktan bu kadar mı kopuksunuz ki, halkın sıkıntılarını, mesela Suriyeliler konusunu çözmek yerine (ki bu konu hem ekonomi, hem ülke güvenliği, hem de varlıkları ile toplumu rahatsız etme açısından çözüm beklerken), kendi kafanıza göre bir konular icat edip o konularda konuşuyorsunuz?

5 milyon kişiye misafir diyemezsiniz.

Bu ülkede bir “Devlet Güvenlik Teşkilatı” yok mu?

Nasıl olur da bu miktarlarda birilerini ülke içine sokabilirsiniz?

 

Bir sürü aydın bu konuda sürekli uyarıyor.

Siz nasıl oluyor da böyle bir konuda onlara kulak vermeme seçeneği olduğunu varsayabiliyorsunuz?

Belirli mevkide olanlar, siz bu ülkenin kaynakları ile bu kadar eğitimi boşuna mı aldınız ki, durumu seyrediyorsunuz?

Niçin elinizden gelebilecek her şeyi yapmayıp sadece konuşuyorsunuz?

Ancak sadece konuşmayıp harekete geçenler Ata’mızı örnek alıyor denilebilme şerefine erişiyor olacaklar.

Meclis’in bir işe yarıyor olduğunu düşünebilmemiz için ne gerekiyor?

Bu konu artık açık ve net bir ülke güvenliği sorunudur!

 

About armadmin 9308 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.