İngiltere, Fransa, Rumlar, Terhis …

Nevra Ölçer / Anadolu ve Rumeli Medya

Reklam alanı

Bedelli askerlik.. Bir kararname çıkıyor, şu kadar para ödeyen bedelli askerlik yapar deniyor.

Terhis.. 3 aşamada kara ordumuzun asker sayısı 300.000′ den 75.000′ e düşürülüyor.

C.başkanı’na istediği kişileri askerlikten muaf tutma hakkı veriliyor.

Sade asker süre içinde general olabilecek.

Ve bunun gibi kararlar…

 

Bütün bu kararlar alınırken

Doğu Akdeniz’e batı ülkeleri silah üzerine silah, gemi üzerine gemi yolluyorlar.

Amerika bilmem hangi harekat için Yunanistan ve Bulgaristan’a asker yığıyor.

Suriye sınırımız başlı başına bir dert. Giren çıkan belli değil, devamlı göç dalgaları olmaya devam ediyor.

Ayrıca Suriye’nin kuzeyinde bir takım yerlerde askerlerimiz var. Pkk ve Amerika ile didişiyoruz.

Bu arada Amerika’da birileri “Türkler dosttan çok düşman gibi davranıyorlar” diyor.

“s400’leri Rusya’dan alırsanız sizi affetmeyiz” diyor Amerikalılar.

Ruslar “s400 de neymiş, yakında Türkiye ile ortak s500 üreteceğiz” diyorlar.

Güney Kıbrıs’ta Fransa üs kuruyor.

Güney Kıbrıs’a İngiltere 6 adet F35 savaş uçağı konuşlandırıyor. Sonbaharda 121 adet F35B tipi savaş uçağının Kıbrıs’a geleceği basında yer aldı.

Ayrıca “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, tek taraflı doğalgaz arama çalışmalarının Türkiye tarafından engellenmesi önlemesi karşılığında Fransa’ya daimi deniz üssü tahsis etmeye hazırlanıyor.”

Bütün bunlar olurken birileri karar verip asker sayısını sistematik olarak azaltıyor. Terhis ediyor, “bedelli” diye hiç adil ve vatana faydası olmayan bir sistemi devreye alıp duruyor.

 

İngiltere, Fransa, Rumlar, asker terhisi gibi lafları ben en son ne zaman bir arada duymuştum diye şöyle bir düşünüyorum.

Hemen hatırlıyorum.

31 ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması orduların terhis edilmesini şart koşmuştu. Askerler birbiri ardından terhis edilmişti. Sadece bazı küçük birlikler ve jandarmaya izin verilmişti.

Mustafa Kemal’in mücadelesi de tam o zaman başlamıştı.

Bu antlaşmayı reddederek Yıldırım Orduları Komutanlığından ayrılmış, silahların teslim edilmesini önleyici tedbirler almış, İstanbul’da 6 ay parlamento ile bir çözüm bulmaya çabalamış ve sonra 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı.

Terhis edilen askerler “Çanakkale Kahramanı’nın” etrafında tekrardan birleşmişler ve Türk’ün efsane mücadelesi de böyle başlamıştı.

Tam 100 yıl önceydi.

 

Bu arada “sade asker general olabilecek” konusu da tarih kitaplarımızda yer alır.

Balkan Savaşı’ndaki feci hezimetten sonra Enver Paşa orduda büyük bir ıslahat yapar. Binbaşı üzeri bütün rütbeleri iptal eder. Orduda “sade asker” iken yükselen generaller ve son 20 yılda eğitimi çok iyileştirilmiş olan askeri okulların mezunu yüksek rütbeliler vardır. “Alaylı” tabir edilen eğitimsiz askerlerin  ordudan ihracı efsanevi Kurtuluş Savaşı ordusunun eğitimli askerlerden oluşmasını ve inanılmaz şartlar altında emperyalizme karşı kazanılan bir savaşı beraberinde getirmiştir.

Böyle bir tarihimiz varken..

Diyorum ki, ne oluyor?

 

 

About armadmin 9302 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.