18 Mart

Nevra Ölçer / Anadolu ve Rumeli Medya

Reklam alanı

18 Mart denince akla sadece ve sadece Çanakkale geliyor.

Ama Çanakkale denince akla ne geliyor, o biraz irdelenmesi gereken bir konu.

“Çanakkale geçilmez” lafını düşünüyor, gururla söylüyoruz.

Çanakkale’de ne oldu, neden oldu konularını yeterince bilmiyoruz.

Çanakkale’de iki savaş oldu. Biri denizden saldırı idi, ki olayı en iyi bu ifade tarif ediyor, ikincisi ve olağanüstü kanlı bir şekilde olanı ise karaya İtilaf Devletlerinin asker çıkarması ile başladı ve 25 Nisan 1915 – 9 Ocak 1916 tarihleri arasında olmak üzere 8.5 ay sürdü. Bu iki savaş birbirinden tamamen farklı olduğu ve her ikisi de zaferle sonuçlandığı için iki ayrı günde, yani 18 Mart ve 9 Ocak tarihlerinde anma ve kutlama yapılması gerekir diye düşünüyorum.

Gelibolu yarımadası savunması 1912-13 1.Balkan savaşı sırasında ilk olarak sınanmıştı. Osmanlı Çanakkale Boğazı’nı ve yarımadayı Çanakkale Boğazı Kuva-yı Mürettep Komutanlığı’nın bağımsız komutası altında düzenledi. Komutan Fahri Paşa idi. Oluşturduğu savunma düzeninde yarımadanın ucuna iki tümen yerleştiriyor, ikisinin ortasına gelecek noktaya da yedek tümeni koyuyordu. Bu da Bigalı mevki idi. 1915’de yine aynı düzenin kurulduğu ve Mustafa Kemal’in tümeninin de bu yedek tümen için düşünülen yere yerleştirildiği görülecekti. (Bu bilgi Mustafa Kemal’in tümeni niçin tam olarak buradaydı diye merak edenler için!) Kasım 1914’de ilk deniz saldırısının yapıldığı tarihe kadar da saldırı olabileceği düşünülen yerlerde siperler kazılmış, dikenli teller çekilmiş ve bir ön hazırlık yapılmıştı. Ancak saldırının başlayacağı anlaşılınca bu hazırlıklara hız verildi ve koruma düzeyi en yüksek dereceye çıkarıldı.

Kısaca söylemek gerekirse Almanya’dan uzman askerler boğaz savunmasında belirleyici rol oynadılar.

Kara savunmasında ise Alman subaylar her ne kadar önemli katkılarda bulunduysalar da, bu savaşın Türk kahramanları saymakla bitmez: Esat Paşa, Mustafa Kemal, Vehip Paşa gibi komutanların yönetiminde Alb. Halil Sami, Yrb. Mehmet Şefik, Yrb. Mehmet Ali, Yrb. Kadri, Bnb. İzzettin ve niceleri.

Çanakkale Savaşları okullarda ayrı bir ders olarak okutulmalıdır. Her birimizin dedesi, büyükbabası Çanakkale’deydi. Eğer orada değilse Sarıkamış’ta idi. (büyükbabam Çanakkale, dedem Sarıkamış)

İki gün önce biri çıktı, onlarca kişiyi canlı yayın yaparak öldürdü, ve silahların üzerinde bir takım yazılar vardı. Bir de manifesto yayınladı, Türkler Anadolu’da yaşasınmış, Ayasofya’nın minarelerini yıkmak lazımmış, filan. İşin yapıldığı yer Yeni Zelanda. Henüz İngiltere’den bağımsızlığını almamış olduğu bir zamanda ne olduğunu anlamadan buraya savaşmaya gelen ve ölen 10 binlerce insanın ülkesi.

Atatürk savaş sonrası Pera Palas’ta otururken yan masalarda birinin kendisine kötü kötü bakması üzerine garsona, “nesi var” der. Garson gelip “siz Gelibolu’da onun ailesinden birini öldürmüşsünüz” der. Bunun üzerine “sor bakalım, onların burada ne işi varmış” der. Olayın özeti bu iken, ve de bu konuda hiç kimsenin şüphesi yokken, bu son olay birilerinin ne tip planlarla yol almak istediği konusunda bir ip ucu vermekte.

Özetle biz, her birimiz, tarihimizi, özellikle de Cumhuriyet’imizin kuruluşunun ilk adımını oluşturan Çanakkale’yi çok iyi bilmek ve dünyaya anlatmak durumundayız.

Şehit ve gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyoruz.

About armadmin 9292 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.