anadoluverumelimedya.com

Çanakkale

Reklam alanı

Nevra Ölçer / Anadolu ve Rumeli Medya

Reklam alanı

 

Bugün 18 Mart 2018.

18 Mart 1915’in 103’üncü yıldönümü.

103 yıl önce bu gün ne olmuştu?

Ve ayrıca 103 yıl önce bugünün öncesi ve sonrasında ne olmuştu?

Olan her şey o kadar önemli ki, aslında “Çanakkale Savaşları, Sebepleri, Sonucu” şeklinde bir ders olması lazım okullarda.

Tarih bilinci bir millet için çok önemlidir. Bir millet tarih bağları ile varolur.

Bizim tarihimiz dünyanın en eski ve zaferlerle dolu bir tarihidir.

Bu nedenle her Türk vatandaşı tarihini, özellikle de Çanakkale’yi çok iyi bilmek zorundadır.

Şu anda sokağa çıksanız, kime isterseniz sorun, ne olup bittiği ve tam olarak neyin kutlandığını bilen pek birilerine rastlayamazsınız.

Okullardaki tarih eğitiminin ezbere dayalı olması nedeni ile, öğrencilerin bu konularda sebep-sonuç ilişkisi kurmaları beklenmiyor. Bu nedenle de bu yolda herhangi bir adım atılmıyor.

Kısaca Çanakkale Savaşına değinmek istiyorum.

İlk olarak: Bu savaş neden çıktı, bu adamların Çanakkale’de işleri neydi?

Almanya 20. yy başlarından itibaren silah geliştirme konusunda büyük adımlar attı. Ayrıca ordusunu çok kuvvetlendirdi. Bu durum İngiltere ve Fransa’da Almanya’nın Avrupa’da yayılmacı ve saldırgan bir siyaset izleyebileceği endişesini uyandırdı. Bir savaşın çıkma ihtimali arttıkça da bu iki ülke Almanya’nın karşısında bir cephe daha açılmasını istediler. Kendileri Almanya’nın batısında idi. Doğuda ise Rusya vardı. Yani doğuda Almanların karşısına bir Rus cephesi açılırsa Almanya iki cephede savaşmak zorunda kalacak ve güçleri bölünecekti.

Ancak burada bir problem vardı. Rusya ülke içinde büyük problemlerle boğuşmakta idi ve parasal ve silahsal olarak desteklenmesi gerekiyordu. Bu destek ise ancak Çanakkale’den Karadeniz’e çıkarak Rusya’ya ulaştırılabilecekti. Ayrıca bu ülkelerin zayıf durumda bulunan Osmanlı devletinin toprakları konusunda da beklentileri vardı. Uzunca bir süre her biri bir diğerinden çekinerek bu tehlike durdurulabilmişti ama, bu ülkeler bir araya gelince bu Osmanlı için sonun başlangıcı oldu.

Yukarıda 18 Mart’ın öncesi ve sonrası demiştim. Şimdi bu konuya gelelim.

İngilizler Çanakkale’den geçmek istiyorlardı, ama aslında nötr durumda bulunan Osmanlı sonunda Almanya ile ittifak yapmak durumunda kaldığından, Çanakkale düşman toprağı olmuştu, ve de İngilizler askerlerini tehlikeye atmak istemiyorlardı. İngiltere Savaş Bakanı’nın olmadığı toplantılarda Churchill’in büyük baskısı ile sonunda Fransızlar ile büyük bir armada kurmaya ve Çanakkale Boğazı’ndan sağı, solu bombalayarak geçmeyi planladılar.

Osmanlı bu durumu görerek önce bir Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı oluşturdu. Boğaz mayınlandı. Bunlar Almanya’dan trenle getirilmiş olan mayınlardı. Boğazın iki yanında hareketli ve sabit topçu batarya sistemleri oluşturuldu.

Bu İngiliz ve Fransızların oluşturduğu armadaya Ruslardan da Askold zırhlısı katıldı. Bunun nedeni zafer sonrası işgal edilecek olan Osmanlı toprağında  hak iddia etmek idi.

Şubat ayında başlayan bombardıman yoğun bir şekilde sürdü. 18 mart tarihine kadar iki taraftan da fazla bir kayıp yoktu. 18 mart günü, 8 martta Karanlık Koy denilen mevkiye Nusrat mayın gemisinin (Osmanlının tek mayın gemisi) döşediği 26 mayına (Çanakkale için Almanya’dan getirilen mayınlardan geriye kalanlar), bir Fransız gemisi çarparak battı. Aynı gün 7 gemi arka arkaya battı, bunlardan birinin batmasını da Seyit Onbaşı’nın, gülleyi topa süren vincin yapılan bombardımanda ayağı kırıldığı için, 200 kiloluk gülleyi sırtlayarak topa sürmesi sağladı.

İngilizler bu durum üzerine en gelişmiş gemileri olan Queen Elizabeth’i bu alandan geri çektiler. Arkasından da bütün gemiler geri çekildi ve bu da bu tam deniz savaşı diyemeyeceğimiz, belki de boğaz savaşı diyebileceğimiz savaşın ilk bölümünü sonlandırdı. O gün İstanbul’da bir cami mahyasına “Çanakkale Geçilmez” yazısı asıldı.

“Çanakkale Geçilmez” Türk’ün vatanını savunma azmi yenilmez anlamını taşımaktadır. O sırada örnek Çanakkale oldu. (“Köprü var geçiliyor” filan gibi laflar bu konular ile ilgili değil. Olayın ruhu ile ise hiç bir ilgisi yok.)

Bu tarihten sonra İngilizler kendi sömürgelerinden asker toplama işine giriştiler. Osmanlı da bu durumu görerek burada yeni bir ordu kurdu. Bu orduya 5. Ordu adı verildi ve başına da General Liman von Sanders getirildi.

Osmanlı bu savaş için bütün kaynaklarını kullandı, elinden gelen her şeyi yaptı, en iyi komutanları sahaya sürdü. Mustafa Kemal’in 19. Tümen’i başında adadaki yedek tümendi. Fakat savaş devam ederken yıldızlaşan Mustafa Kemal sonunda Anafartalar’da bir kolordu büyüklüğündeki kuvvetlere komuta eder duruma geldi.

Bu savaşta savaşın istikametini belirleyen bazı düğüm noktaları vardır. İlki çıkarmanın yapıldığı 25 nisan sabahı Mustafa Kemal’in 57. alayından bir bölük ve hastane bölüğü ile çıkarma noktasına hareket etmesi ve karşısında kuvvet olmadığı için serbest şekilde tepelere tırmanmakta olan Anzakları durdurmasıdır. Bunu da 27. alaydan olup da cephaneleri bittiği için kaçmakta olan bölüğü yere yatırarak süngü çektirerek sağlamıştır. Serbest şekilde tepelere tırmanmakta olan düşman da yere yatıp süngü çekmiş ve bu suretle ilave kuvveler gelen kadar durdurulmuştur.

Savaş ocak 1916’nın ilk günlerinde İngilizlerin sessizce siperleri terk ederek adadan ayrılmaları ile son bulmuştur. Bu nedenle aslında Çanakkale Boğaz Zaferi, ve Çanakkale Kara Savaşları Zaferi diye iki kere kutlanması gerekir.

Bu savaşta Mustafa Kemal’in yıldızlaşması ileride de etkilerini göstermiş ve Kurtuluş Savaşımızın başarıya ulaşmasını sağlamıştır. Dünya savaşı sonrası terhis edilen askerler sonra Kurtuluş Savaşı için Çanakkale’den tanıdıkları Mustafa Kemal’in etrafında birleşmişlerdir.

Çanakkale sonsuz bir cesaret örneği olmuş ve içinde olduğumuz coğrafyada ülkelerin kaderini değiştirmiştir.

Şehitlerimizi sonsuz bir saygıyla anıyoruz.

İstiklal Marşımızın sözleri bu büyük kahramanlıkların sözle ifade edilmiş şeklidir. Onun içindir ki, bizim marşımız kimseninkine benzemez.

Asker olarak doğan Türklerin marşıdır.

 

 

 

Reklam alanı
About armadmin 9278 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.