Artık Atlantik’e geri dönemeyiz

Bülent Esinoğlu / Ulusalkanal

Reklam alanı

Neden artık Atlantik’e geri dönemeyiz? Sorusu okurlarımıza belki acayip gelebilir. Atlantik’ten çıktık mı ki, sorusunu çağrıştırabilir.

Evet, hala NATO’da duruyor gibiyiz. Ancak, hava savunma silahlarımızı Rusya’dan temin ediyoruz.

Evet, hala Avrupa Birliğine tam üyelik görüşmelerine devam ediyoruz. Ama tarafların birbirlerine kurşun atmadığı kaldı.

Türkiye’nin enerji güvenliği Rusya, İran ve bölge ülkelerinde. Ticarette birinci ortağımız Çin.

Ekonomi ve ticaretten daha önemli olan bir konu var; Güvenliğimiz ve toprak bütünlüğümüz. Zaten bu ikisi gerçekleşmezse diğerlerinin bir önemi yoktur.

Toprak bütünlüğümüzü Amerika tehdit ediyor. Bu tehdit artık söylem düzeyini aştı. Silahların devreye girdiği bir iklimin içinde cereyan ediyor.

Suriye Türkiye sınırında, 580 kilometreyi Amerika kontrol ediyor. Suriye ile giriş çıkışlarımızda kullandığımız kapılar ABD/PKK kontrolünde…

İlk soruya dönersek; Atlantik’e dönebilir miyiz?

İç cepheye baktığımızda, hala Atlantik Paktının işlediğini sananlar var. Aydınlarımız etrafına bakıyor. NATO’yu, OECD’yi, Dünya Bankasını, Gümrük Birliğini ve Batı değerleriyle yürütülen mantığı görüyorlar. Ve NATO’dan çıkamayız diyorlar.

İyi de, Amerika, güneyimizde, 60 bin kişilik yığınağı niye yaptı.

Bu yığınak o kadar gerçek ki; Türk halkını, yöneticilerini, partilerini derinden etkiliyor.

Eskiden varlığını, güvenliğini, aklını fikrini Amerikancılıkta arayanlar bile, artık anti Amerikancı olmuş. Kitlesel bir dönüşüm hızla devam ediyor.

Çünkü güvenliğimiz söz konusu oluyor. Güvenliğimizi emanet ettiğimi NATO/ABD bizi kuşatmış. Stratejik dostlarımız stratejik düşman olmuş.

Bu durumda biz ne yapacağız? Hala NATO ve ABD mi diyeceğiz? Yoksa yeni ittifaklar mı arayacağız. Üstelik ABD 15 Temmuz’da bir işgal denemesi de yapmışken…

Güneyimizdeki Amerikan varlığı, öylesine gerçek, öylesine tehditkâr ki, kimse çıkıp da hayır böyle değil diyemiyor. Amerikancılar bile…

Bu yığınak yetmiyormuş gibi; Irak’ın kuzeyinde Bağımsız Kürdistan Referandumunu İsrail hararetle destekliyor. ABD sütre gerisinde bekliyor.

Tartıştığımız bazı aydınlar şöyle iddialarda bulunuyor. Erdoğan bir günde dönüş yapar. ABD ile birlikte, yani Atlantik ile birlikte oluverir.

Amerika’nın yaptığı yığınaktan sonra, ortadaki bu büyük tehditten sonra, 15 Temmuz’dan sonra kimse Atlantik tarafına geri dönelim diyemez.  Erdoğan da dahil.

Eğer böyle bir dönüş olacaksa, yani yeniden Atlantik geri dönülecekse, Türkiye bölünecek demektir. Başka türlü dönüş yoktur.

Artık Atlantik bölünmeyle eşdeğer olmuştur.

Herkes yeniden Atlantik dese bile, iktidar diyemez.

Amerika’nın Suriye’de yapabileceği bir şey kalmadı. Tek tutunacağı dal; Suriye’nin kuzeyinde yaptığı yığınak.

Bu ABD/PKK yığınağı Türkiye ve Suriye’ye karşı kullanılacak. Dolaylı olarak da Rusya’ya karşı…

Demek ki bölgede, eninde sonunda bir hesaplaşma daha olacak.

İran, Türkiye, Rusya birlikteliği sıkı durursa, ki buna üç ülkede  mecburdur.

İran ABD tehdidi altında.

Türkiye Amerikan tehdidi altında.

Rusya zaten tüm dünyada ABD ile hesaplaşma içindedir.

Demek bu üç ülke bulundukları konumlarını korumak zorundadır.

Amerika’nın bölgede kurmak istediği Sünni NATO da fos çıktı. Amerikan tehdidi; Türkiye Şii İran birlikteliğini mecbur etti.

İran, Türkiye, Rusya işbirliğine, Suriye’nin de katılması, sorunu kökten çözecek niteliktedir. Çünkü Suriye devleti teröre karşı kesin galibiyet kazandı.

görsel: akademikperspektif.com

About armadmin 9318 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.