anadoluverumelimedya.com

Türkiye’nin elini kolunu 13 yıldır kim bağlıyor?

Reklam alanı

Arslan Bulut / Yeniçağ

Reklam alanı

ABD, PKK’nın Suriye kolu PYD’ye silah vererek Akdeniz’e kadar uzatmayı planladığı ve bizim “ABD-İsrail koridoru” dediğimiz kuşatmayı tamamlamaya çalışıyor. Bu sebeple PKK’ya destek verenler dışında herkes, Türkiye’nin, bu oyunu bozmak için giriştiği El Bab operasyonunu destekledi.

ABD, Türkiye’nin kuşatmayı kırmasına karşılık vererek İdlib’e PKK’yı yerleştirmek istiyor. Böylece El-Bab’ın ve Afrin’in güneyinden kuşatmayı tamamlayacaklar. Denize ulaşmalarına az bir mesafe kalacak!

***

Bu kritik durum karşısında ne tedbir alındığı sorulan Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “İdlib’de görüşmelerimiz devam ediyor. Özellikle Millî İstihbarat Teşkilatımız bu konuda Rusya ile görüşmelerini sürdürüyor. Bu arada yine İran’la görüşmeler yapılıyor ve İdlib’le ilgili de Moskova görüşmeleri olumlu bir şekilde cereyan etti. Öyle zannediyorum ki Moskova görüşmeleri eğer uygulamadaki Astana filan biliyorsunuz bunlar bunun içinde, güvenli bölge vesaire bunlar da bu değerlendirmenin içinde yer alması halinde İdlib’i süratle çözüme kavuşturacağız diye düşünüyorum.” dedi.

İşin doğrusu, El Bab operasyonu da benzer temaslar kurularak ve Suriye’nin de onayı alınarak yapılmış, hem Suriye hem Türkiye kazanmıştı. Tayyip Erdoğan, Esad hakkındaki tutumunu bir kenara bırakarak Suriye ile doğrudan temas kurulmasını sağlamalıdır. Yoksa ABD, Moskova ve İran ile görüşmeler sürerken PKK’yı İdlib’e sokacak.

***

Konunun ne kadar hayati olduğunu herkes söylüyor. AKP’ye tam destek vermekte olan Yenişafak gazetesinin Genel Yayın Müdürü İbrahim Karagül ise “Acil müdahale şart: Yoksa o gün dizlerimizi döveceğiz!” başlıklı bir yazı ile İdlib’e müdahalenin gecikmemesi uyarısında bulundu.

Suriye Türkmen Millî Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tarık Sülo Cevizci de “ABD, YPG’yle; Türkiye, ÖSO’yla; Rusya ise rejimle İdlib’e müdahale etmek isteyebilir ve taraflar karşı karşıya gelebilir.” uyarısında bulunmuştu.

***

Biz ise her zamanki gibi 10-13 yıl öncesinden uyaran konumdayız! 21 Mart 2004’te, yani 28 Mart seçimlerine bir hafta kala, Suriye’nin Kamışlı bölgesinde ABD-Barzani destekli Kürt isyanı üzerine “Seçimi bırakın Suriye’ye bakın” diyerek “İsrail’i K. Irak’la birleştirme planı” başlığı altında bakın neler tespit etmişiz:

“İsyan Kamışlı’da bir stadyumda başladı deniliyor ama, Kürt nüfusun yoğun olduğu her yerde aynı anda bir kalkışma var… Ve bizim edindiğimiz bilgiye göre, Suriye’deki kalkışma girişiminin arkasında ABD ve İsrail var ama taşeronluğunu Barzani ve Hoşyer Zebari yapıyor…

ABD, Suriye’yi hedef alıyor, çünkü İsrail’i Kuzey Irak ile birleştirmek istiyor. Fakat Suriye’ye doğrudan kendisi yönelemiyor; Kürtleri kullanıyor… Çünkü Irak’taki başarısızlıktan sonra bir de Suriye darbesi yemek istemiyor. Suriye’de özerk Kürt bölgesi oluşturmak isteyen ABD, Kuzey Irak’ı İsrail’e bağlamış olacak… Büyük İsrail’in yarısı böylece gerçekleşmiş olacak…

Türkiye’nin kaderinde söz sahibi olanlara sesleniyorum…

Suriye’deki olayları, uygun gördükleri zaman Türkiye’de de deneyecekler. Bu sebeple, Suriye desteklenmelidir. Türkiye, Suriye ve İran, bölgesel bir ittifak yaparak, Büyük İsrail oluşturma planlarına karşı durmalıdır…”

***

Konuyla ilgili ihmali olanlara; Mustafa Kemal Paşa‘nın, kurtuluş mücadelesi boyunca çektiği telgraflara “dakika tehiri mucibi idamdır” sözüyle başladığını hatırlatmak isterim!

13 yıllık ihmal veya oyalama olur mu? Devletin içinde olup da Türkiye’nin olan biteni seyretmesini sağlayanlar artık tamamen tasfiye edilmelidir!

görsel: 21yyte.org

Reklam alanı
About armadmin 7035 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.