Esad’la anlaşmamak Türkiye’yi zora sokmaktır

Kerem Yıldırım / Aydınlık

Reklam alanı

Suriye’deki ABD operasyonlarının sözcüsü Albay Dorrian; YPG’nin Afrin bölgesinden Türkiye tarafına Doçka makineli tüfekle ateş edilmesine, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) top atışıyla karşılık vermesi karşısında kaygı duyduklarını söyledi.

Bu ilk değil, ABD bölgedeki her eylemiyle, PYD/YPG ile olan ilişkisinin geçici olmadığını, kalıcı olduğunu vurguluyor.

ABD’nin her geçen gün etkisini arttırdığı bu vurguyu en iyi AKP hükümeti hissediyor. ABD’nin PYD/YPG ile stratejik planda bir işbirliği yaptığını da en iyi hükümet biliyor.

Türkiye hükümeti haklı olarak ABD’ye, “YPG teröristtir, onu muhatap almayın” diyor, ABD de Türkiye’ye “Peki IŞİD’e karşı mücadele de sahada kimi muhatap alacağız?” diye soruyor. Türkiye ise ABD’ye “ÖSO” yanıtını veriyor. ABD, Türkiye’nin verdiği bu ciddiyetsiz yanıtı haliyle dikkate almıyor ve hatta Türkiye’nin verdiği bu yanıt ABD’nin YPG’yi beslemesine ayrı bir meşruiyet kazandırıyor. Çünkü; ÖSO’nun ilgili bölgelerde bir güç yaratma şansı bulunmuyor. ABD bunu bahane ediyor.

Zaten bütün mesele de burada düğümleniyor. Sorun tam da burada çıkmaza giriyor. Çözümsüz hale geliyor.

ESAD DÜŞMALIĞININ GETİRDİĞİ ÇIKMAZ

Bölgemizdeki saflaşma çok belirgin:

Bir cephe; ABD, İsrail, Barzani “Kürdistanı” ve PKK’dan oluşuyor.

Diğer cephe ise Türkiye, Irak, İran ve Suriye’den oluşuyor. Saflaşmanın bu yanında 2.İsrail’e, yani “Kürdistan”a karşı savaşanlar; diğer yanında ise 2. İsrail için yaşayanlar var.

AKP hükümeti, Türkiye’nin bölgedeki tarihsel ve zorunlu denklemdeki yerinin dışında hareket ediyor. Bölgedeki stratejik denklemin oluşturduğu saflaşma böylesine netken, AKP hala bu denklemin dışında kalmaya çalışarak, Türkiye’nin ciddi güvenlik zaafları yaşamasına neden oluyor.

ORTAK KADER

Suriye YPG’yi vuruyor.

İsrail ve ABD, Suriye’yi vuruyor.

 

 

Türkiye YPG’yi vuruyor.

ABD “kaygılıyız” diyor, İsrail rahatsız oluyor.

İşte denklem en berrak haliyle budur. Evet, bu kadar açıktır. Ötesi yoktur. ABD-İsrail saldırganlığı karşısında Türkiye ve Suriye kader ortağıdır.

Ancak AKP’nin geleneksel Esad düşmanlığı eksenli dış politikası, bölgedeki gerçekliği reddederek Türkiye’yi tehdit eden ABD-İsrail-YPG(“Kürt”) koridoruna karşı büyük bir güvenlik sorununa yol açıyor.

DERİNLİKSİZ “STRATEJİ”

AKP, Davutoğlu’nun hastalıklı ve bölge gerçeğiyle taban tabana çelişen derinliksiz “stratejisini” hala terk etmediği için; Türkiye, ABD-İsrail saldırganlığına karşı bir çıkmazla karşı karşıya kalıyor.

Türkiye’yi tehdit eden güçler Esad Suriyesi’ni de tehdit ediyor. Ancak AKP’nin bölgede kurduğu denklemde Esad’lı bir Suriye yok. AKP’nin ideoljik hedefleriyle Türkiye’nin yaşamsal zorunlulukları birbiriyle uyuşmuyor.

Örneğin Erdoğan;Trump’u bölgeye Esad’ı devirmeye çağırıyor ya da emperyalist Batı’nın yalan makinesi olmasıyla nam salmış olan Reuters’in “Esad Halep’te sivilleri(sünnileri kast ederek) katlediyor” palavrasına sahip çıkıyor. Ancak Türkiye’nin milli güvenlik ihtiyaçları, AKP’nin bu hastalıklı ideolojik tutumlarının hayat bulmasına izin vermiyor.

ESAD KAZANDIKÇA TÜRKİYE KAZANIYOR

Esad, ABD-İsrail saldırganlığına karşı direniyor ve Esad başarı kazandıkça 2.İsrail planı zarar görüyor. Suriye ordusu YPG’yi vurdukça TSK’nın bölgede eli güçleniyor, Türkiye rahat bir nefes alıyor.

Gerçekçi olalım. Bütünlüğü bozulmuş bir Suriye en çok Türkiye’ye zarar veriyor. Irak’tan, Saddam’ın devrilmesi trajedisinden yeterince ders çıkarmadık mı?

Mevcut koşullarda Suriye’nin birliğini Esad dışında sağlayacak bir seçenek gözükmüyor. Esad’ın emperyalist saldırganlığa karşı altı(6) yıllık direnişi, Esad’ı Suriye’nin bütünlüğünün simgesi haline getirdi. Bundan dolayı şu an Esadsız bir Suriye, bütünlüğünü koruyamaz. Nereden bakarsanız bakın, gerçek budur.

Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden “Kürt” koridorunun dağıtılmasının nihai çözümü Suriye’nin meşru hükümetiyle, bölgedeki terör çetelerine karşı açık bir işbirliği yapmaktır. Astana sürecinin de devamı budur.

About armadmin 9304 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.