anadoluverumelimedya.com

OHAL bunlar tamamlanıncaya kadar sürecek

Bülent Serim / Odatv

Reklam alanı

Anayasa Mahkemesi Başkanı, Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin 55. kuruluş yıldönümünde yapmış olduğu konuşmasında, OHAL KHK’leri ile ilgili kararlarını savunarak, Anayasa’nın 148. maddesinde, “olağanüstü hâlde çıkarılan KHK’lerin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava açılamayacağı”nın açıkça belirtildiğini, “yorum yoluyla bu kuralın değiştirilemeyeceğini”, bu kural gereğince Mahkeme’nin OHAL KHK’lerini denetleme yetkisine sahip olmadığını vurgulamıştır.

Bilindiği gibi Ana Muhalefet Partisi, yürürlüğe konulan OHAL KHK’lerindeki olağanüstü hali ilgilendirmeyen kurallar yönünden iptal davası açmış; AYM de bu istemi reddederek keyfi yönetimin, 16 Nisan referandumunda kabul edildiği söylenen Anayasa değişikliği yürürlüğe girmeden ülkenin Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yönetilmesinin yolunu açmıştı.

OHAL KHK’leriyle devlet yeniden yapılandırılmakta, kış lastiğinden, televizyon programlarına kadar tüm yaşama yön verilmektedir. OHAL’in en önemli uzatma nedeni budur. Bu neden, AYM sayesinde, Cumhurbaşkanı’nın en değerli hazinesidir.

İddia ediyoruz; Anayasa değişiklikleri yürürlüğe girinceye ya da tüm devlet yapısının, Cumhurbaşkanı’nın yeni konumuna göre yeniden yapılandırılması tamamlanıncaya kadar OHAL sürdürülecektir.

AYM Başkanı’nın kararı savunma gerekçesi doğruyu yansıtmamaktadır.

Çünkü kimse AYM’nin “yorum yoluyla” OHAL KHK’lerini denetlemesini beklememektedir. Tam tersine anayasal kuralın “lafzı” doğrultusunda inceleme yapılması istenilmektedir. Şöyle ki;

 

1)Önce bir saptama yapalım.

Anayasa’nın 7. maddesine göre, yasama yetkisi TBMM’nindir ve bu yetki “devredilemez”. Bunun tek istisnası KHK’lerdir.

İki tip KHK vardır: Birincisi, Anayasa’nın 91. maddesi uyarınca olağan dönemlerde Bakanlar Kurulu’nca çıkarılan KHK’ler; ikincisi, Anayasa’nın 121. maddesi uyarınca, yine Bakanlar Kurulu’nca çıkarılan OHAL KHK’leri.

Bu iki tip KHK arasında yetki, konu ve denetim yönünden fark vardır.

Olağan dönemlerde KHK çıkarabilmesi için, TBMM’nin Bakanlar Kurulu’na bir “yetki yasası”yla yetki vermesi gerekir. OHAL KHK’leri çıkarılabilmesi için ise böyle bir yetkilendirmeye gerek yoktur. Bakanlar Kurulu OHAL dönemlerinde gerekli gördüğü zaman KHK çıkarabilir.

Olağanüstü KHK’leriyle, verilen yetki çerçevesinde her konu düzenlenebilir. OHAL KHK’leriyle ancak “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda” düzenleme yapılabilir.

Olağan dönemlerde çıkarılan KHK’ler, şekil ve esas yönlerinden AYM’nin denetimine bağlıdır. OHAL KHK’lerinde ise denetim yoktur.

Ancak, AYM’nin önceki kararlarında da vurgulandığı gibi, “Anayasaya uygunluk denetimine bağlı tutulmayan OHAL KHK’leri, yalnızca OHAL süresince, OHAL ilan edilen yerlerde uygulanmak üzere ve OHAL’in gerekli kıldığı konularda çıkarılan KHK’lerdir. Bu koşulları taşımayan kurallar, OHAL KHK’si kuralı niteliğinde sayılamazlar ve anayasaya uygunluk denetimine bağlıdırlar.”

2)Demek ki, olağan KHK’lerde anayasal sınır bir yetki yasasına dayanması, OHAL KHK’lerinde anayasal sınır ise, “OHAL’in gerektirdiği süre, yer ve konularda”  düzenleme içermesidir.

KHK çıkarma yetkisinin “yetki devri” niteliğine bürünmemesi için, her iki tip KHK’de de anayasal sınırların aşılmaması gerekmektedir.

AYM’NİN NİTELİK TESPİTİ YAPMASI GEREKİR

3)İşte KHK’ler arasındaki bu ayrım nedeniyledir ki, AYM’den beklenen, OHAL KHK’lerini anayasal denetime bağlı tutması değil, normal KHK düzenlemelerini denetim dışı bırakmamasıdır.

Anayasa’da ne deniliyor? “OHAL KHK’leri denetlenemez” deniliyor. O halde denetlenemeyecek metnin OHAL KHK’si niteliğinde olup olmadığının saptanması gerekiyor.

Bunun için AYM’nin yorum değil, “nitelik tespiti” yapması gerekmektedir. Adına OHAL KHK’si denilen düzenleyici işlem yalnızca “OHAL’in gerekli kıldığı konuları” mı kapsamaktadır, yoksa diğer konular da bu KHK içine gizlenerek düzenleme yapılmış mıdır?

Bu tespit sonunda, kuşkusuz “OHAL’in gerekli kıldığı konuları” düzenleyen kurallar denetlenemeyecek ve bunlara ilişkin iptal istemleri reddedilecektir.

Ancak, “anayasa dolanılarak” bir kurnazlıkla, adına OHAL KHK’si denilip OHAL ile hiç ilgisi olamayan konularda yapılan düzenlemeler, olağan KHK kuralları niteliğinde oldukları için, Anayasa’nın 148. maddesi uyarınca denetime bağlı tutulacaktır.

Ve normal KHK niteliğindeki düzenlemelerin, TBMM’nce yetki verilmeden çıkarıldıkları, yani “yetki gaspı” yapıldığı için, Anayasa’nın 91. maddesine aykırılık nedeniyle iptal edilmeleri gerekmektedir.

Esasen iptal istenirken de, OHAL KHK’sı adı altında yürürlüğe konulan tüm düzenlemelerin değil, “OHAL konusu olmayan alanlarda” yapılan düzenlemelerin saptanıp, iptal edilmeleri istenilmiştir.

Davacı, OHAL KHK’leri içinde, OHAL’in gerektirmediği konuların da yer aldığını iddia ettiğine göre, AYM anayasal sınırın aşılıp aşılmadığını incelemek zorundadır.

AYM, bu istemi reddetmekle, yorum bahanesiyle, Anayasa’nın “lafzı, anlamı ve amacı” çok açık bir emrini yerine getirmemiştir.

4) AYM Başkanı yine aynı konuşmasında, “Olağanüstü dönemlerde anayasa mahkemelerine önemli görevler düştüğü bilinmektedir. Bunlar arasında en önemlisi, temel hak ve özgürlükleri olağanüstü hâle sebep olan durumun gerektirdiğinin ötesine geçen müdahalelere karşı korumaktır” demiştir. Yani bireysel başvurular için olumlu sinyal vermiştir.

Ancak AYM, temel hak ve özgürlükler konusunda gösterdiği duyarlılığı, “Anayasal düzeni koruma” konusunda da göstermek zorundadır. OHAL KHK’leriyle Anayasa askıya alınırken Anayasayı Koruma Kurulu yalnızca seyrederse hukuksal kaos kaçınılmaz olur.

Türkiye bugün AYM’nin yanlış tutumu nedeniyle çok sıkıntılı günler yaşamaktadır.

 

 

About armadmin 9322 Artikel
Günlük olaylara toplum duyarlılığını yükseltebilmeyi umuyoruz.